Bugün : 30 Cemaziye'l-Ahir 1433 - 21 Mayıs 2012

21:57 Taziye     |      18:45 Ankara MTTB'den "Muhteşem" tiyatro     |      13:22 Metin'in hesabını soracak güçteydik!     |      01:01 Akıncılar MTTB'den neden ayrılmıştı?     |      01:00 İslamcıların Hikayesi     |      22:48 Yeni Genel Başkan: Salih Turhan     |      20:27 Milli Gençlik Vakfı ne güzeldi!     |      12:33 Çanakkale Ruhu Ankara’da Şahlandı!!!     |      11:49 MTTB: 'Kanlı Pazar'dan ders aldık!     |      14:34 Ankara'da İsrail Büyükelçiliği Önünde Toplanıyoruz!     |     

 
 
Eryürekli Yiğit Akıncılar
 
 
İkindi vakti yaklaşıyordu. Tekrar kutlu kitabı açtı. Yasin suresini okudu; sonra Mülk ve Nebe surelerini İçinde giderek büyüyen, büyüdükçe içini daraltan düşüncelerden azade olmak için okudu, durmadan okudu.

16/03/2008

Bu yazıyı bir zamanlar “Akıncılar Derneği”nde saf tutmuş eryürekli yiğit insanlara ithaf ediyorum. F.G.

İkindi vakti yaklaşıyordu. Tekrar kutlu kitabı açtı. “Yasin” suresini okudu; sonra “Mülk” ve “Nebe” surelerini… İçinde giderek büyüyen, büyüdükçe içini daraltan düşüncelerden azade olmak için okudu, durmadan okudu. Artan, çoğalan sıkıntısına bir dirençti yüreğini bir muştu gibi saran ayetlerin varlığı, gizemi. Ayetler sıkıntılı yüreğini, çocuğunun başını okşayan sıcak bir anne eli gibi ısıttı, rahatlattı. Mahalle sakinleri ise evlerine kapanmışlardı. Kolay değildi, ihtilal olmuştu. Tebaa olmanın dayanılmaz ağırlığı hakkıyla yerine getirilmeliydi. Bir humma gibi ülkeyi sarsan ihtilale bilinçsiz de olsa bir çocuklar direniyor, ara sıra soluğu dışarıda alıp sokağa çıkma yasağını ihlal etseler de ebeveynlerinin,”Şimdi polisler, askerler gelip seni götürürler” cümlesi çocuk yüzlerinde ve yüreklerinde müthiş bir etki bırakıyor ve çocuklar soluğu evlerde alıyorlardı. Buna karşın yine de mahallede hayatın normale döndüğünü gösteren emareler giderek artıyordu. Mahallenin hanımlarından bazıları balkon ve teraslara çıkıp çamaşır asmaya, rutin bazı işlerini sürdürmeye koyulmuşlardı. Tek evlerdeki beylerin sesi çıkmıyordu. Demek ihtilal en çok bayları etkiliyor ve korkutuyordu.
İkindi ezanları yine beklenen ölçüde yeryüzünde yankılanmadı. Müezzinlerin sesleri yine ürpertiden uzak ve etkisizdi. İçindeki korku ve şüphe ise giderek azalıyor, garip bir biçimde etkisini yitiriyordu. Aslında buna yitirmek denmezdi. Sabahtan beri karmaşık düşüncelerin sağanağı onu fazlasıyla yormuş ve bitkinleştirmişti. Yoksa askerlerin geleceklerine dair endişesi artan bir boyutta giderek çoğalıyordu. Gelecekler ve tutuklayacaklardı… İkindi namazını eda etti. Duası her zamankinden biraz daha uzun sürdü. Göz kapaklarının üzerine tonlarca ağırlık çökmüştü sanki. Zor aralanıyordu göz kapakları. Uyumak maksadıyla divana uzandı. Onca düşünce yorgunluğuna, kuşkuya, gözlerinin kapanmak için can atmasına rağmen uyku denilen nesne yine de bir türlü sevimli yüzünü göstermedi.
Yattığı yerde düşünmeye başladı. 12 Eylül ihtilalinden neden bu denli rahatsız olmuştu? Tutuklanacağına dair kaygısı yersiz miydi? Şüphe sağanağının arkasında yatan etkenler ne idi? Hangi suçu işlemişti de bu denli bir suçluluk psikozuna kapılıyordu? Tamam, ülkede ideolojik bir kavga sürüyordu. Her gün 15–20 genç sağcı, solcu demeden toprağa düşüyordu. Oysa onun mücadelesi ülkede terörizmin durması, emperyalizmin korkunç bir oyunu olan kamplaşmaların sona ermesinden yana idi. Ayrımcılığı reddediyor ve sağcı solcu ayırımına şiddetle karşı çıkıyordu. Daha açık bir deyişle, “Amerikan sağcılığına” karşı çıktığı gibi, “Rusya solculuğuna” da karşı çıkıyor ve ülkedeki kardeş kavgasını bir an önce bitmesi için çabalıyordu. Yerli bir düşünceyi benimsemiş, dönemin önde gelen gençlik kuruluşlarından biri olan “Akıncılar Derneği”nde aktif görevler almıştı. Silahlı mücadeleye ve kardeş kavgasına şiddetle karşı çıkan “Akıncılar” adlı bu kuruluş, yine bir gençlik teşkilatı olan “Milli Türk Talebe Birliği”yle birlikte ülkenin kaostan kurtulması için olağanüstü bir çaba sarf ediyor, provokasyonlara gelmiyordu. Evrensel düşünceyi savunuyor, mutlak fikir doğrultusunda bir tavır sergiliyordu. Özellikle de “Akıncılar” teşkilatı, yürüyüşlerle, mitinglerle, yayımladığı bildirilerle, bültenlerle, emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı yiğitçe bir tavrı sergiliyordu. Korkusuz, pazarlıksız, düz sert, karşı anamalcı bir tavır… Özgür, ödünsüz bir tavırdı onlarınki… Güneşe ağmak için evrensel bir tavır… “Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir, bir insanı dirilten bütün insanlığı diriltmiş gibidir” ilkesini düstur edinmiş olan bu gençlik teşkilatı, yılmadan, durmadan ve duraksamadan onurlu bir yolda yürüyordu.
Onlardan da toprağa düşen pek çok kardeşleri olmuştu. Metin Yüksel, Erdoğan Tuna gibi pek çok kardeşleri sağcı, solcu geçinen ideolojik savaş ajanları tarafından şehid edilmişti. Emperyalistler ve onların yerli işbirlikçileri ise, bu gençlik grubunun tahriklere kapılmamasından aşırı rahatsız oluyordu. Onları da kavgaya dâhil etmek için her türlü çabayı gösteriyorlardı.
Kalkıp tekrar balkona çıktı. Akşam karanlık yüzünü göstermiş, sokak lambaları yanmıştı. Evleri aydınlatan ışıklarla birlikte mahallede gözle görülür bir hareketlenme olmuş, balkon sefaları başlamıştı. Balkonun ışığını yaktı. Balkonda otururken gözü hep ana caddedeydi. Sanki oradan askeri bir araç gelip, onu alıp götürecekti.
İçinden, götürürse götürsün, dedi. Kaç kez ölümle burun buruna gelmiş, kaç kez kurşunlanmıştı. İhtilalciler ne yapabilirlerdi? Bol bol işkence… Öldürseler ne olurdu… Ölüm herkesin tattığı bir içecek değil miydi? Artık içi rahattı. Müthiş bir güven ve huzur gelmişti yüreğine.
Akşam ezanları okunuyordu. Tekrar abdestle donandı. Rabbin huzuruna vardı, görkemli ruh festivalini gerçekleştirdi. Sigara içmekten midesinin kazındığını hissetti. Ne var ki canı bir şey yemek istemedi. Tekrar balkona çıktı. Aradan birkaç dakika geçmemişti ki ana caddeden oturduğu sokağa doğru bir askeri cemse döndü, arkasından bir panzer, onun arkasından bir cemse daha… Yüreği hafifçe burkuldu, biraz heyecanlandı. Askeri araçlar oturduğu evin önüne gelince boğuk gürültüler çıkararak durdular. Askerler kendilerine öğretildiği biçimde arabalardan aşağı çevik hareketlerle atlayarak silahlarını eve doğru yönettiler. Bir üsteğmen ve 5–6 asker merdivenleri hızla çıktı. Sanki bir rüyadaydı. Hafifçe yerinden doğruldu. Üsteğmen, sınıfta yoklama yapar gibi ismini söyledi. Onayladı. Kapısı açık olan eve girmek için bir hamle yapınca, ona, postallarınızla girmeyin, uyarısı yaptı. Üsteğmen içeri girmekten vazgeçti. Askerler silahlarını üzerine doğrultmuştu. Seni tutuklamak için emir aldık, dedi üsteğmen. Usta bir hareketle üst araması yaptı. Haydi, gidiyoruz, dedi.
Askerlerin şüpheli bakışları arasında balkonun ışığını söndürüp kapıyı çekti. Merdivenlere yöneldi.  Mahalleli çoğu kadın ve çocuk olmak üzere sokağa inmiş, askerlere, onun iyi biri olduğunu anlatmaya çalışıyorlardı. Mahallelinin tanıklığı fayda etmedi.  Askeri araçlar büyük gürültüler çıkararak tekrar hareket ettiler. Bu kez cemse de o da vardı. Kaygılarında, şüphelerinde yanılmamış ve haklı çıkmıştı. Demek ki, ihtilalciler ülke gençlerini hayatını mahvedecekleri listeye onun da adını yazmış, onu da kara listelerine almışlardı. Kur’an’dan bazı sureleri okudu. Erler, askeri aracın oturaklarına yan yana dizilmiş bir halde ve biraz merak, biraz şaşırmış gözlerle ona bakıyorlardı. Askerlerden biri ona sağcı mı yoksa solcu mu olduğunu sordu. Onun sorusuna “Müslümanım” diye karşılık verdi. Bulunduğu askeri araçta arkaya doğru yaslandı. Gözlerini yumdu. Rahatlamıştı. Zorlu ve amansız bir sürecin başladığını biliyordu. Ama kaygılanmıyordu. Çünkü o yalnızca Allah’ın hesabına güveniyordu…

Fahri GÜVEN

 

692

Yorum Ekle

Yazdır

YORUMLAR

BU KATEGORİDEKİ DİĞERLERİ

n

05/09/2011 - 13:22 Metin'in hesabını soracak güçteydik!

n

01/09/2011 - 01:01 Akıncılar MTTB'den neden ayrılmıştı?

n

01/09/2011 - 01:00 İslamcıların Hikayesi

n

25/02/2010 - 10:04 Fatih Akıncıları Şehadet Gecesi düzenledi!

n

06/06/2009 - 12:27 Tevfik Rıza Çavuşoğlu

n

02/06/2009 - 10:07 Akıncılar, Kurtulmuş`la buluştu.

n

19/05/2009 - 21:41 Akıncı ve Akıncılar Dergisi

n

12/05/2009 - 19:37 Fatih Akıncıları yeniden sahnede

n

06/05/2009 - 11:14 Akıncılar Hareketi

n

24/02/2009 - 20:35 Herkes "Metin" Oldu! (FOTO)

n

23/02/2009 - 14:12 Akıncılar Derneği tanıtım videosu yayınlandı

n

02/02/2009 - 13:01 Müslüman Gençliğe yapılan saldırılar protesto edildi

n

21/01/2009 - 19:47 Akıncı Gençlik Marşı

n

10/12/2008 - 11:36 Hazır Ol !

n

09/12/2008 - 20:55 Zindandaki Akıncılardan Mektup

n

09/12/2008 - 12:42 Esaret/Zindandaki Akıncıdan Mektup

n

14/10/2008 - 12:48 "Kalır Dudaklarda Şarkımız Bizim"

n

15/09/2008 - 14:39 Darbenin vurduğu Akıncılar...

n

24/08/2008 - 18:22 AK-Liseli

n

02/08/2008 - 16:52 Akıncılık Sorumluluk İster!...

n

11/04/2008 - 10:36 6 Eylül Konya Kudüs'ü Kurtarma Mitingi

n

09/04/2008 - 05:53 ‘Akıncı’nın yazılmayan tarihi

n

17/03/2008 - 02:07 Tevfik Rıza Çavuş ve Akıncılar

n

17/03/2008 - 01:40 Dünya Müslümanlarıyla dayanışma mitingi/1 Nisan 1979 Sakarya

n

17/03/2008 - 01:35 24 Kasim 1979 Kayseri Mitingi

n

16/03/2008 - 07:27 Eryürekli Yiğit Akıncılar

n

16/03/2008 - 07:16 Akıncı Gençlik
 

Hatice Tüfekci
Katledilen Kavramlar
22/03/2010 - 16:35

Kürt Açılımını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?

Seçenekler
Destekliyorum.. Kürtlerle kardeşliğimiz pekişecek
Desteklemiyorum. Bizi ayrıştıracak
Kararsızım
Bilgim yok

Sonuçları Göster