Bugün : 30 Cemaziye'l-Ahir 1433 - 21 Mayıs 2012

21:57 Taziye     |      18:45 Ankara MTTB'den "Muhteşem" tiyatro     |      13:22 Metin'in hesabını soracak güçteydik!     |      01:01 Akıncılar MTTB'den neden ayrılmıştı?     |      01:00 İslamcıların Hikayesi     |      22:48 Yeni Genel Başkan: Salih Turhan     |      20:27 Milli Gençlik Vakfı ne güzeldi!     |      12:33 Çanakkale Ruhu Ankara’da Şahlandı!!!     |      11:49 MTTB: 'Kanlı Pazar'dan ders aldık!     |      14:34 Ankara'da İsrail Büyükelçiliği Önünde Toplanıyoruz!     |     

 
 
Ne oluyor bu gençlerimize ?
 
 
Hayatın en verimli, en güzel, en sıhhatli, en üretken dönemidir gençlik dönemi. Herkesin böyle bir dönemi, "kavak yellerinin estiği" bir dönemle özdeşleştirmesi ve gençlere böyle bir hayat sunmaları ne talihsiz bir yaklaşımdır.

26/10/2008

“Bir mum diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.” Mevlana

Hayatın en verimli, en güzel, en sıhhatli, en üretken dönemidir gençlik dönemi. Herkesin böyle bir dönemi, “kavak yellerinin estiği” bir dönemle özdeşleştirmesi ve gençlere böyle bir hayat sunmaları ne talihsiz bir yaklaşımdır. Oysaki gençlerin; duruşları, edepleri, olaylara bakış açıları ve gençliklerinin kattığı dinamizm ile hayatı yorumlamaları, topluma yeni açılımlar sunacaktır. Sezai Karakoç üstadın yana yana tekrarladığı,hayal ettiği gençlik...Yeni bir diriliş nesli.... “Her şey Allah için, her şey Allah’a doğru prensibini yüreğine işleyenler, insanlık ruhunu, çağdaş kanserden ayıracaklardır ancak”diyor Üstad ve çıkış yolunun yol haritasını sunuyor bizlere. Değil midir ki her çocuğun doğuşu bize yeni sevinçleri, umutları taşır; çünkü bu yeni umutlar yeni bir neslin ayak seslerini duyurur bizlere sessizce. Uzun bir emeğin sonunda bütün mahsulün yanması kadar acı verir gençliğin kendi değerlerinden gittikçe uzak yaşamaları. En zor mahsul alınan, emek verilen, en uzun yatırımdır oysaki insan. Umutların üzerine bir bardak acı içmek, yıllar sonra ne zor şey olsa gerek. Beyinleri ve yürekleri işgal edilmiş gençlik; davasız, kavgasız, kaygısız nesillerin yetişmesine gebedir. Amaçları ve hedefleri olmayan bir nesil, kendi nefsini, parayı ve çıkarlarını amaç edinir. İşte toplumsal kokuşmanın ilk sinyalleri o zaman başlamış demektir.

Kötülüklerin bir çırpıda, güzelliklerin ise sabır ve azimle inşa edildiği yerdir insan düşüncesi. Şeytanın fısıltılarını inceden inceye yerleştirmek istediği mekândır insan yüreği. İlahi mesajın üzerini örtüp; tasavvurlarda, kendi ayak izlerini bırakmanın hevesiyle uğraşır garip bir çabayla. Her açık kapıyı fırsat, her boş kalbi mesken, her karmaşık zihni mabet bilir kendine. Ne güzel ifade eder Sezai Karakoç şeytanı tanımlayan şu paragrafında “şeytan yenilmeye mahkûmdur. Her zaman yenilmeye mahkûm. Ama, o öyle ters bir duygu karmaşasındadır ki, yenilgiden zevk alır. Kendisiyle birlikte yenilenleri gördükçe, kendi dışında da, kendisinden ötürü bir yenilgi gördükçe, yendiğini sanır. Yenen kendisi midir? Yenilendir o aslında. Ama ne yazık ki, yenilgisi, birçoklarını da ardından sürükler...”

Bu düşünceler niye zihnimden geçti diye kendime sorduğumda şu son aylarda haber ajanslarından duyduğum dehşet verici hadiseler geldi aklıma. Sabah programlarıyla başlayıp bütün gün devam eden insan zihnini karıştırmak, safsatalarla doldurmak, sanki el birliği etmişçesine öncelikle insan kalitesini ve nesli yetiştiren annelerin şahsiyetlerini aşağılara çekmek istercesine yayınlanan TV programları yetmiyormuş gibi, duyduğum hazin haberler ne oluyor dedirtiyor bizlere. Yurdun çeşitli illerinden gelen annesini öldüren genç haberleri. Konya’dan, Bursa’dan, farklı farklı illerden aynı vahşetin haberleri yansıyordu. On beş-on altı yaşlarında gençler, çocuk diyeceğimiz gençler annelerini öldürüyordu. Neler oluyordu bu gençliğe, tahammül sınırlarımıza, saygıya, tabularımıza… Sahi neler oluyordu bizim umudumuz olacak yeni nesle. Neler oluyordu aile kavramımıza. Yeni nesil dünyamıza yeni karanlıkları mı taşıyacaktı yoksa? Cinayetlerin nedenleri olarak alkol alındıktan sonra, kredi kartı tartışması, kendini sürekli başkalarıyla kıyasladığı gibi mazeretler belirtiliyordu. “Bir insanı öldürmek, bir âlemi öldürmek gibidir.” Sözünün akabinde bir âlemi öldürmenin mazereti bunlar mı olmalı.

Aslında parçacı değil de bütüncül yaklaşmak gerekir insan yaşamına. Gençlik kendi başına ayrı bir dönem midir? Aslında bu yaşa gelinceye kadarki süreç sorgulanmalı. Parça parça yapılacak yorumlar eksik ve anlamsız olacaktır. Yoksa diğer türlü, bir filmi kesik kesik izlemeye benziyor. İletişimsiz, sevgisiz, özgüvensiz geçirilen bir çocukluktan sonra, gençliğin ruhta estirdiği sert fırtınaların terbiye edilmemesi sonucu oluşan kocaman bir boşluğun sonucudur bu cinayetler.  Senin, benim, diğerinin; kardeşi, evladı, kuzeni, arkadaş veya komşusu bu gençler. Bizim içimizden birileri. Sorumsuzluğumuzun, vurdumduymazlımızın neticesi bu cinayetler.

Batı kendi çürüttüğü gençliğine benzetmek istiyor gençlerimizi. Üçüncü dünya ülkelerine sunulan paket tv program modelleriyle, sürekli pompaladığı doğrularıyla, kendi bataklığına çekmek istiyor. Uzaktan da olsa duydukları bahar kokuları rahatsız ediyor onları. Kendi kolalarını içirip, hamburgerleriyle besleyip, kendi blu jeans lerini geçirtip üzerine gençlerin, kendi değerlerinin tohumlarını ekmek istiyorlar tertemiz zihinlere. Alkol ve uyuşturucuyla uyuşturdukları beyinlere istedikleri gibi hükmetmek, yön vermek istiyorlar. Kendi pazarlarını kurup, kendi çarklarına sürekli su taşıyacak sermaye üretme peşindeler. Çünkü korkuyorlar, akıl eden, imanla yoğrulmuş şahsiyetlerden korkuyorlar. Göle çaldıkları mayanın tutmayacağından korkuyorlar. Dünya nimetlerini araç olarak gören gençlerden korkuyorlar. Kapitalist sistemlerinin çökmesinden korkuyorlar. Ferasetle yoğrulmuş zihinlerin kötülüğün izini hemen fark etmesinden korkuyorlar.

Hep sorun konuşmak insanı bir süre sonra çorak bir toprağa dönüştürüyor. Çağın hastalıklarını sadece konuşmak, merhem olmuyor toplumda açılan derin yaralara. Dalları çiçeğe durmuş yeni umutları göremiyor insan o zaman, bu kadar karamsarlık arasında. Çözüme dair hepimizin yapacağı bir şeyler vardır mutlaka ve bu bir vebaldir sırtımızda. Şahsiyetini yitirmeye başlayan, öz kimliklerinden giderek uzaklaşan bu nesle kendini hatırlatmak lazım. İlk iş kimlik kazandırmak olacaktır. Bu şahsiyetlerinin farkına varacakları ve oturtabilecekleri ortamlara hazırlamak olacaktır ikinci yapılması gereken. İlim halkaları oluşturup binanın zeminini sağlamlaştırmalı sonra. Doğruyla yanlışı bireysel tercih ve nefsi arzularıyla değil vahiy kaynaklı doğrularla yapılanmalı. Televizyon ve bilgisayar gibi hayırda kullanıldığın da çok etkili olacak iki aracı, alternatif programlarla, kanallar, siteler, çocuk programları kurarak artıya çevirmekle başlanmalı çağın tuzaklarından. Yoksa hep şikâyet etmek, sorun konuşmak karanlığa atılacak bir adım daha olacaktır. Şimdi yeni neslin yeniden diyebilmesi için bir şeyler yapma zamanıdır. Yoksa o bataklık bir gün bizi ve evlatlarımızı da kuşatacak.

 

295

Yorum Ekle

Yazdır

YORUMLAR

BU KATEGORİDEKİ DİĞERLERİ

n

01/07/2011 - 20:27 Milli Gençlik Vakfı ne güzeldi!

n

07/12/2010 - 23:01 Kapitalizmin Rasyonelleştirilmesi

n

06/12/2010 - 19:32 Hicret Diriliştir!

n

09/11/2010 - 14:40 Talebeler ve MSP

n

03/11/2010 - 23:17 Türkiye'de İslamî Hareketin Dünü, Bugünü

n

05/10/2010 - 14:58 Yoldaki İşaretçi: Seyyit Kutup

n

05/10/2010 - 14:52 Milli Görüş ve Bölünmelerin Perde Arkası

n

30/11/2009 - 21:22 Kudüs’e Yürüyen Adam: Halid Meşal

n

29/11/2009 - 23:10 Mahzun Ayasofya

n

29/11/2009 - 00:24 "İsim İsim, Olay Olay" Deşifreci Soner Yalçın

n

04/07/2009 - 23:51 Şehadetinin 29. Yılında Sedat Yenigün

n

19/05/2009 - 21:51 İslâmi Dergiler

n

16/05/2009 - 11:05 "Akan bütün kanlar Hak için aksa!"

n

14/05/2009 - 17:27 Yozlaşmanın Başörtüsü Versiyonu; Peruk

n

05/05/2009 - 21:47 28 Şubat'ın Seyir Defteri

n

12/04/2009 - 10:56 İhtilallerin terbiye ettiği İslâmcılık

n

01/04/2009 - 11:17 AKP türbanlı diye itiraz etti, halk seçti

n

31/03/2009 - 19:47 Ümmetin Başı Sağolsun!

n

17/02/2009 - 14:59 İran Devriminden 30 Yıl Sonra

n

07/02/2009 - 02:50 Alparslan Kuytul'dan Davos yorumu / VİDEO

n

26/01/2009 - 11:04 Millî Görüş Yemini

n

25/01/2009 - 22:16 Türk Tarihin Neresinde ?

n

23/01/2009 - 03:07 Mehmed Muzaffer Destanı

n

22/01/2009 - 18:47 Erbakan, Erdoğan ve İsrail'e destek meselesi

n

19/01/2009 - 21:04 Seks Canavarı İle Savaş

n

04/01/2009 - 23:58 Gençlik Meseleleri

n

19/12/2008 - 00:14 Tağuti düzenlerde yaşadığı gibi inananlar

n

15/12/2008 - 01:59 Bir Ömrün Hikayesi: Sabahattin Zaim

n

09/12/2008 - 21:22 Eskiden Taliban Gibi Düşünürdük (!)

n

08/12/2008 - 13:10 İşte Kudüs'te okunan ilk hutbe!

n

06/12/2008 - 22:00 Ağır Sanayi Hamlesi ve Erbakan

n

09/11/2008 - 11:42 İslamcılık ve Milli Görüş

n

07/11/2008 - 13:18 Aliya; kalbimiz

n

07/11/2008 - 12:54 MTTB, AKINCILAR, MGV, AGD ve Milli Görüş Gençliği'nin Serüveni

n

31/10/2008 - 23:24

Dünden Bugüne Kısaca D-8

n

26/10/2008 - 22:11 Ne oluyor bu gençlerimize ?

n

14/10/2008 - 13:08 Ecevit'in itirafı: ‘MSP OLMASA KIBRIS HAREKÂTINI GERÇEKLEŞTİREMEZDİK’

n

14/10/2008 - 12:38 Erbakan'ı anlamayanlar utansın

n

13/10/2008 - 12:03 Kim bu Deniz Gezmiş?

n

26/09/2008 - 11:04 Modern Takiyyeciler !

n

17/04/2008 - 11:53 Fatih Sultan Mehmed Kimdir ?

n

27/03/2008 - 09:00 Sedat Yenigün'ün Şehadetinden Sonra

n

27/03/2008 - 08:47 Sedat Yenigün Niçin Şehid Edildi?
 

Hatice Tüfekci
Katledilen Kavramlar
22/03/2010 - 16:35

Kürt Açılımını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?

Seçenekler
Destekliyorum.. Kürtlerle kardeşliğimiz pekişecek
Desteklemiyorum. Bizi ayrıştıracak
Kararsızım
Bilgim yok

Sonuçları Göster