Bugün : 30 Cemaziye'l-Ahir 1433 - 21 Mayıs 2012

21:57 Taziye     |      18:45 Ankara MTTB'den "Muhteşem" tiyatro     |      13:22 Metin'in hesabını soracak güçteydik!     |      01:01 Akıncılar MTTB'den neden ayrılmıştı?     |      01:00 İslamcıların Hikayesi     |      22:48 Yeni Genel Başkan: Salih Turhan     |      20:27 Milli Gençlik Vakfı ne güzeldi!     |      12:33 Çanakkale Ruhu Ankara’da Şahlandı!!!     |      11:49 MTTB: 'Kanlı Pazar'dan ders aldık!     |      14:34 Ankara'da İsrail Büyükelçiliği Önünde Toplanıyoruz!     |     

 
 
Yıldız Hadisesi
 
 
Yıldız Akademisinde başlatılan ve neticede komünistlerin mağlûbiyeti ile sonuçlanan hadiseler, büyük bir dönüm noktasıdır. Bu hadiselerde büyük plânlar ve oyunlar oynanmıştır. Fakat istenilen hedefe ulaşılamamıştır.

05/12/2008

Yıldız Akademisinde başlatılan ve neticede komünistlerin mağlûbiyeti ile sonuçlanan hadiseler, büyük bir dönüm noktasıdır. Bu hadiselerde büyük plânlar ve oyunlar oynanmıştır. Fakat istenilen hedefe ulaşılamamıştır.
Sanat okulu mezunlarını kabul ettiği için Yıldız Akademisi Anadolu'nun bozulmamış, seciyeli ve imanlı gençlerinin hâkimiyetindedir. Bunu hazmedemeyen komünistler, okulu ele geçirmenin plânlarını yapıp uygulamak isterler.
Akademinin komünistlerin karargâhı yapılması için hazırlanan plânlar tatbikata konuyordu.
 
MTTB ise Yıldız Akademisinde komünistlerin plânlarını takip ediyor ve oynanan oyunların hedefini iyi hesap ediyordu.
9 Aralık 1969 günü saat 23.00 sıralarında Akademi önündeki otobüs durağında meçhul şahıslar Komünizmle Mücadele Derneği eski üyesi   İDMMA öğrencisi Mehmet Büyüksevinç’i tabanca ile vurarak öldürürler.
10 Aralık 1969 günü sol cenazeye sahip çıkar. Mehmet Büyüksevinç devrim şehidi  (!)  ilân
edilir. Bunun üzerine sol bütün militanlarıyla bu hadiseyi bahane ederek İDMMA'ni işgal eder. Akademiye giden milliyetçi gençler Akademiye sokulmuyor, girenler de yakalanıp halk mahkemelerine çekiliyordu.
MTTB bu ciddî ve vahim durumu ilgililere bildiriyor, gerekli tedbirin alınmasını istiyordu. Fakat maalesef ilgililerden hiç bir ses çıkmıyordu.
Bu arada Akademi içindeki islâmcı gençlerin mescidi komünistler tarafından tahrip ediliyor, mukaddes kitabımız Kur'ân-ı Kerim yırtılıyor, halılar yakılıyordu. Akademi idaresi de hükümet ile söz birliği halindeymiş gibi hiç ses çıkartmıyordu.
14 Aralık 1969 Pazar gününü Pazartesiye bağlayan gece sabah namazını Yıldız camiinde kılan bir grup islâm genci Akademi önünden geçerken, Akademiyi işgal eden ve Akademi içinde silâhlı olarak bekleyen komünistlerin hücumuna uğrarlar. Korkunç bir kurşun yağmuru!... Uzun menzilli ve dürbünlü tüfeklerle cadde ateş hattı haline getirilir. Bu arada islâm gençlerinden biri «Arkadaşlar yere yatınız» diye bağırır. Bunun üzerine bütün 30 – 40 kişilik islâmcı grup birden yere çivilenircesine yatarlar. Kurşunlar üzerlerinden vızıldayarak geçer, fakat Allah'dan çukurca bir yere yattıkları için isabet almazlar.
En önde Batîal Mehetoğlu elinde tabanca devamlı ateş eder. Bu arada binadan gelen tüfek kurşunu ile arkadan vurulur. Battal'ın vurulduğunu gören komünistler bir ara duraklayıp ateş kesince islâmcı grup da fırsattan istifadeyle oradan çekilirler.
15 Aralık 1969 Pazartesi günü hazırlanan mizansen sahneye konuluyor...
TRT, sol basın, komünist eşkıyalarla tam i§birliği halinde islâmcı gençliğe ve müslüman halka alabildiğine hücum ediyordu. Radyo «Camiden çıkan yobazlar bir genci öldürdü» derken sol basın da aynı şeyleri yazıyordu. Bu arada işbirliği halindeki sol yayın organlarının yaygarasından infiale kapılan zamanın aciz hükümeti ve bu hükümetin İçişleri Bakanı Haldun Menteşeoğlu, sola yaranmak için islâmcıları hedef aldı. islâmcı gençler içinden katil aramaya başladı. Tıpkı sol ile işbirliği yapmışçasına hareket etti.
Şimdi hadiseyi biraz daha etraflıca izah edelim:
15 Aralık 1969 Pazartesi günü radyo her ajansında 15–20 dakika devamlı olarak hadiseden bahsediyor Ve yorumunda «yobazların yeni oyunu» olarak veriyordu. Sol basın da Battal'ın ölümünü yeni Kubilay olayı olarak nitelendiriyordu.
TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) yurt çapında boykot ilân ediyordu.
Yıldız Akademi binasında komünist halk mahkemeleri kuruluyor, yakaladıkları antikomünist her gence, akla hayale gelmedik işkenceler yapılıyordu, üzerlerinde sigaralar söndürülüyor, ölesiye dayak atılıyordu.
Bu arada talebe olan Tahir Gören (Baba Tahir) Pazar günü her şeyden habersiz Akademiye «mektup geldi mi acaba» diye gittiğinde yakalanıp, işkenceye maruz kalmış, ağır şekilde yaralanıp hastaneye kaldırılmıştır.
16 Aralık 1969 Salı günü Mehetoğlu'nun cenazesi Hukuk Fakültesine getiriliyor. Eczacılık Fakültesi önünde polis ve komünistler çatışıyor. Komünist talebeler solcu hocalar tarafından destekleniyor ve fakültelerin işgal edilmesi teşvik ediliyordu.
Bu arada "69 deniz subayı" imzası ile bildiri dağıtılıyor. TÖS genişliyor. İstanbul'da solcu öğretmenler bazı erkek liselerinde gençleri sokağa döküyorlar. Erkek talebeler de kız liselerini basıp kız talebeleri sokağa dökmeğe çalışıyorlar. Fakat polis müdahale ediyor ve zorlukla hadiselerin büyümesini önlüyorlar.
istanbul’da bütün solcu militanlar fakültelerde silâhlarla, terör havası estiriyorlardı.
17 Aralık 1969 Çarşamba günü bütün fakültelerdeki sol militanlar bütün üniversite gençliğini mateme sokmağa çalışıyorlardı. Boykotta direnen Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümü talebelerine karşı bu bölümün anfileri bombalanıyordu.
İçişleri Bakanı büyük telâş içinde emniyeti sıkıştırıyor, «Çabuk bana katili bulun» diyor. TRT sağcılara ateş püskürüyor, MTTB Başkanı ve mensupları sorguya çekiliyordu...
Spor Müdürü Hurşit Korkmaz nezarete alınıyor. Hedef MTTB...
18 Aralık 1969.  Radyo aynı hezeyanlan kusuyor.   Müteveffa İsmet İnönü beyanat vererek «sağ caniler, sol haytalar memleketi karıştırmaktadırlar» diyor.  (Bu sözü  ile İnönü  ilk defa sola çatıyor)  Tabii sağ cani, sol hayta!..
Battal Mehetoğlu Malatya'da toprağa verilirken İstanbul Edebiyat Fakültesinde Mustafa Afşaroğlu adındaki talebe kaçırılıyor, MTTB gerekli resmi temasları yaptığı halde netice alamıyordu.
Hukuk Fakültesinde forum yapan komünistler yumruklarım sıkarak Aksaray'daki TOS'e giderek boykotlarını destekliyorlar.
MTTB polis çemberinde, polis gireni çıkanı takip ediyor; içişleri Bakanına bir katil bulunacaktır.
19 Aralık 1969 Cuma günü talebe hareketleri bütün şiddetiyle devam ediyor. Polis islâmcı genç avında.  Battal Mehetoğlu’nun öldürülmesi yüzünden MTTB mensubu 11 kişi tutuklanıyor. İçişleri Bakanı, müfteri Bakan Haldun Menteşeoğlu, katil olarak Salih Doğan Pala'yı gösterirken MTTB Genel Başkanı Burhaneddin Kayhan da İçişleri Bakanının istifasını istiyor.
500 genç vilâyete yürüyerek «Bakan istifa» diye bağırıyorlar. Bu sırada da İçişleri Bakanı 11 MTTB mensubu gencin ismini sayıyor «katilleri buldum» demek zavallılığını gösteriyordu.
Burada bir noktaya daha temas edelim: AP içinde Haldun Menteşeoğlu gibi kendi cephesine ve partisine ihanet edenler olmuştur. Çünkü MTTB suçsuz olduğu halde (sonradan 11 MTTB'İİ tahliye edilmiş ve suçsuzluklarına karar verilerek beraat etmişlerdir) hedef seçilmiş, Türkiye'nin en büyük talebe teşkilâtını kendilerine karşı almışlardır.
Hiç bir desteği olmayan AP iktidarı, solcular tarafından yıpratılmış ve Türkiye komünizmin tehlikesine itilmişti.
21 Aralık 1969 Pazar günü MTTB ve Yıldız Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi arandı.
Cumartesi akşamı İDMMA aranıyor. Fakat aranacağı önceden bilindiği için silâhların çoğu Akademinin arabası ile kaçırılıyor. Fakat buna rağmen 8 tabanca, 35 molotof kokteyli, 2 av tüfeği, 2 sustalı, büyük tahrip âletleri, 250 mermi, 16 adet dom dom kurşunu ve bodrumda işkenceden baygın yaralı yatan Mustafa Afşaroğlu ele geçiriliyor.
Aynı gece MTTB'de aranıyor. MTTB'nin büfesine ait boş su şişeleri ve kırık sandalye ayakları bulunuyor. İçişleri Bakanının ikinci büyük başarısı?!...
24 Aralık 1969 tarihinde şu haberi öğreniyoruz. Akademinin halk mahkemesine çıkartılan 4 gencin vücudundan cereyan geçirilerek işkence yapılmış. Bu dört kişi: Tahir Gören, Mehmet Erdal, Deniz Bozkut ve Mehmet Kâmil Yavuz.
Burada bir hususu aydınlatmakta yarar vardır. Üniversitelerin anarşistlerin yuvası haline gelmesinde, öğretin üyelerinin ve bazı hukukçuların müşterek davranış göstermesi bakımından enteresan bir durun arz etmektedir.
Şunu da peşinen söylemek gerekir ki az da olsa gerçek öğretin üyeleri ile âdil ve tarafsız hâkim ve savcıları bu konuda tenzih ederim.
 

1335

Yorum Ekle

Yazdır

YORUMLAR

kazim korkmaz 05-05-2009, 15:39:25
hursit korkmaz benim en büyük abim (1. numara)
onun bir kücügü abdülfettah agabeyim (2. numara) 2008 nisaninda Allah'in rahmetine kavustu. büyük dava adamiydi. itu mimarlik ta okumustu(yüksek mimardi),lütfen bir fatiha okuyun,

allah razi olsun hepinizden
selamün aleyküm

kazim korkmaz (yük. enerji müh. berlin teknuk üniversitesi 1988 mezunu) 7. numara
 
/* Allah Rahmet Eylesin. Mekanı Cennet Olsun. Keşke haberimiz olsaydı */

BU KATEGORİDEKİ DİĞERLERİ

n

15/02/2011 - 11:49 MTTB: 'Kanlı Pazar'dan ders aldık!

n

31/05/2009 - 10:17 Razgrad Hadisesi-1

n

31/05/2009 - 10:00 Abdullah Gül’ün bir yazısı

n

28/12/2008 - 16:16 Bir Şahid, Bir Şehid: Sedat Yenigün

n

11/12/2008 - 16:38 Prof. Dr. Numan Kurtulmuş ve MTTB

n

06/12/2008 - 19:20 Edebiyat Fakültesi Temsilcilik Seçimi

n

06/12/2008 - 19:17 Tahir Gören Olayı

n

05/12/2008 - 21:55 Yıldız Hadisesi

n

05/12/2008 - 16:33 Işık Olayı

n

14/10/2008 - 12:44 Akıllı bir deli: Ahmed Nedim Çeker

n

24/09/2008 - 10:20 MTTB'nin varisi Fatih Gençlik Vakfı

n

02/08/2008 - 17:30 Millî Sinema

n

28/07/2008 - 19:04 Millî Türk Talebe Birliği'nde Kasım Yapıcı Dönemi

n

11/07/2008 - 20:26 Millî Gençlik Dergisi

n

12/04/2008 - 10:20 Devleti Dönüştürmek Için Yola çıkmışlardı, Ancak Kendileri Dönüştü!

n

16/03/2008 - 08:01 MTTB Genel Başkanı Merhum Burhanettin Kayhan

n

04/03/2008 - 06:13 Çatı Gazetesi

n

04/03/2008 - 05:43 Kuruluşundan kapanışına kadar Millî Türk Talebe Birliği

n

18/02/2008 - 11:23 'Milli öğrenci hareketi' olarak MTTB
 

Hatice Tüfekci
Katledilen Kavramlar
22/03/2010 - 16:35

Kürt Açılımını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?

Seçenekler
Destekliyorum.. Kürtlerle kardeşliğimiz pekişecek
Desteklemiyorum. Bizi ayrıştıracak
Kararsızım
Bilgim yok

Sonuçları Göster