|
Günümüz toplumunda çoğu Müslümanın, mevcut kültürel zeminde,zihninde kimi konular tam netleşemiyor…! Bunların başında;” İslam’ın,Hiristyanlık ve Yahudilik’le” olan ilişkisi gelir.Bunun da en önemli sebebi; önce, bazı hurafeler ve israiliyatın halen müslümanın gündeminden tam olarak düşmemiş olması…
ikincisi,Kur’ani perspektifin,meseleleri değerlendirmede yeterince kullanılmamasıdır… Her şeyden önce,şu tespiti çok iyi yapmak durumundayız; İslam “Hz. Muhammed (as)İle başlamış bir din değildir.” İslam, “Hz Adem(as) ile başlıyan ve bütün peygamberlere gönderilmiş tek “ilahi Din” dir” Kur’an Vahyi ; “İslam” ( = teslimiyet yolu ) derken ; “yeni bir din” den değil “insanlıkla yaşıt bir değerler sisteminden” bahseder… Kur’an-i perspektiften baktığımız da O“ilahi kaynak” ta Rabbü’l Alemin bize şunları söylemektedir…; Yunus süresi 72.Ayeti Kerime’ de, Hz. Nuh’ u “Müslüman olarak tanıtır.” Bakara süresi’nin 128. Ayetin’ de ,Hz.İbrahim ve Hz.İsmail peygamberler, duaların da “Rabbimiz!.. bizi yalnız senin için boyun eğen Müslümanlar kıl ve soyumuzdan yanlız sana boyun eğen Müslüman bir ümmet meydana getir” der. Bakara süresi’nin 132.ayetin de, Hz. Yakub(as) oğullarına vasiyet ederken “Ey Oğullarım! Muhakkak ki, bu dini size Allah seçti, yalnızca Müslüman olarak can verin.” dedi. Yusuf süresi’nin 101.Ayetin de,Yusuf (as) ; “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Dünyada da Ahiret’te de dostum sensin! Beni Müslüman olarak öldür. Ve beni iyilere kat.” Şeklinde dua etmiştir. Yine, Yunus süresi’nin 84. ayetin de; Hz. Musa (as) İsrailoğullarına “Eğer Müslümansanız Allah’a güvenin.” demiştir. Maide süresi’nin 111. ayetin de, Hz.İsa (as) “Havarilere: “bana ve elçime inanın” diye İlham etmiştim…İnandık, bizim Müslümanlar olduğumuza şahid ol !” demişlerdi. Yukarıdan beri peygamberlerin dilinden sunulan Ayet-i Kerimeler’ den ; kesin olarak anlaşıliyor ki ,”Hz. Adem’ den Hz. Muhammed’e” kadar, bütün peygamberlere, Kainatın sahibi, “tek bir hakikat indirmiştir.” Ve bu hakikatın ismini, “İslam” koymuştur.Ve yine bunu şöyle ifade etmiştir. “ Allah katında tek din İslam'dır" Bu noktadan sora,Müslüman için yeryüzün de, geçmişte ve bu gün “ İSLAM” hakikatından başka bir hakikattan bahsedilebilinir mi ? Haşa..!!! Şimdi gelelim Museviliğe… Museviliğin kelime manası şudur; Musevi: Musa’ya ait,Musa’ya tabi olan demektir. Yanı,İslam’ın bir peygamberi olan Hz. Musa’a ya tabi olanlar..Başka bir ifade ile; Cebrail (as) aracılığı ile Hz.Musa(as)’a gönderilmiş İlahi Vahiy manzumesi ;Tevrat’ın ,ortaya koyduğu İslami esaslara tabi olan o günkü Müslamana (Musevi) denir.Hz. Musa’nın ümmeti olan o günkü Müslümanlar dır. Hz.Musa nın ümmeti olan bu Müslümanlar; Sülale olarak,ırk olarak “İsrailoğulları”ndaydılar. İsrailoğulları, bir ırkın ismi.Tıpkı ;Türk, Fars, Rum, Arab gibi.Allah katında hiçbir ırkın üstünlüğü veya düşüklüğü olmadığı gibi, bu ırkın da üstünlük veya düşüklüğü yoktu ve yoktur.Bir çok peygamber bu sülaleden gelmiştir.Bu da, İsrailoğullarını sadece bu ırktan oldular diye ne alçaltır ve ne de yükseltir..! Diğer peygamberlerin ümmetinde de, olduğu gibi ; uzun zaman seyri için de,nice nesiller geldi geçti.Ve zamanla bu Ümmette de, bozulmalar ve sapkınlıklar başladı..! Bu bozulmalar ve sapkınlıklar hat safhaya ulaştı..! Artık Müslüman olma vasfını yitirdiler…! Tevrat, tahrif edildi..! Önüne gelen, Tevrat yaziyordu.Allah (cc,) Kur’an-ı Kerim’’in Bakara suresi nin 79. ayetin de, onların “Tevrat’ı” nasıl tahrif ettiklerini şöyle anlatiyor : “Vay haline o kimselerin ki, kitabı elleriyle yazıp,az bir paraya satmak için “Bu Allah katındadır” derler! Ellerinin yazdığından ötürü vay haline onların ! Kazandıklarından ötürü vay haline onların!” Hz. Yakub (as)’in On İki oğlundan biri olan “Yuda” veya “Yahuda” ismine izafeten Veya filistin’in güney bölgesinde zamanla kurulmuş “Yahuda krallığına” izafeten kendilerine “Yahudi” demişlerdir.Yahudi tarihinin derinliğine indiğimizde. O’nun ne denli spasifik bir dram yaşadığını görürüz!.. M.Ö VI.Yüz Yılda yine bu bölgede , Kudüs ve çevresinde yaşiyorlardı..; Bozgunculuk çıkarıp,çevresini fesada boğunca, kıyıma uğrar ve sürülürlerdi…! Tarihin seyri içinde, bir yolunu bulup bu bölgeye tekrar gelirlerdi.Bozgunculuk yapma,fesat çıkarma huyları hep depreşiverdi…! Ve yeni bir kıyıma uğrar ve yeniden sürülürlerdi..! Tevrat’ın, tarihi seyri içinde ki durumuna gelirsek… Tevrat,tek nüsha idi.Ezberleme geleneği yoktu.Mabet te saklanırdı.Ahid sandığından çıkarılır,okunur ve geri yerine konurdu.Sürgünle mabet yakılmış, sürgün dönüşü,tekrar onarılmıştı.Tevrat’ın Tabletleri bu arada yok olmuştu…
Yahudi ve Hiristyan bilginleri, “Tevrat’ın ezra (Üzeyir),zamanında yeniden ilhamla yazıldığın da fikir birliği etmektedir.” M.Ö II.Yüz Yıl’da , bu kez,Suriye kralı Antiyokos Epifanes, mabedi yıkınca ; Bu söz de ilham yolu ile yazılmış tabletleri de parçaladı… M.S 70 Yılında Roma Kralı Titus,en son Kudüsü’ de Mabedi de yıkıp yaktı.Yahudiler dünya nın her tarafına dağıldılar…M Ö, II.Yüz Yılda ki sözde ilhamla yazılmış sözkonusu nüshalar bile günümüze gelemedi..kısacası her sefarinde Tevrat yeniden yazıldı… ! Bu gün “Tevrat” adıyla anılan kitab,saçmalıklarla dolu..! (Bu kutsal ismi, bu saçmalıklarla dolu kitap için kullanınca ,insan irkiliyor! ) Bu gün kü “Tevrat” ın ana konusu, “İsrailoğulları ırknın üstünlüğü” dür. Etnosantrizm bu dinin ana merkezine oturmuştur..Buna göre,"İsrailoğulları üstün ırktır.Diğer ırklar bu ırka hizmet etmek için yaratılmışlardır.Ve hayvan mesabesindeler.İsrailoğulları onlar dan istedikleri şekilde faydalanmalılar.” Son Gazze saldırısında, gazze yi bombalayan,yakan ve yanışını seyreden askerlere, muhabirler, “ne görüyosunuz. ?” sorusuna, asker, “hayvanları görüyurum” diyordu !..( gazeteler yazmıştı .)
Hz.Musa’ya Cebrail yolu geldiği iddia edilen bu kitabın son bölümünde “Hz. Musa’nın ölümü ve gömülmesi anlatılmaktadır!” “Hz. Yakub’un Allah (cc) ile güreştiğini ve Allah’ı yendiği anlatılmaktadır” Bu kitabın İki bölümündede “On emir” leri vardır.Bunlar ; “Başkasına ait olana göz dikmiyeceksin” “Cumartesi çalışmiyacaksın” “Çalmıyacaksın” “Öldürmiyeceksin” …gibi Mekkeli müşrikler, “put yapar, tapar acıkıncada o’nu yerlerdi” ya..işte bunlarda aynen öyle..Sözde, bu emirlere iman ederler! Ama hiçbir zaman riayet te etmezler. Filistinli nin malına canına her şeyine “göz dikmiş”-,işğal edip gasp etmiş, “çalmış”.- “Cumartesi günü saldırmış” - çocuk bebe demeden hunharca “öldürüyor.” Ve yıne bu vahşeti de, O dinleri adına yaptığını söylüyorlar. Yahudilik,bozulmuşluğun,sapkınlığın,İlahi hakikattan kopuşun adı olmuştur..! Allah (cc), Kur’an-ı Kerimin de bu durumu şöyle anlatiyor… “Yahudiler,yeryüzünde fesat çıkarırlar.” –Maide:64 “Yahudiler ,sihir yoluna sapmışlar”.-Bakara:102-103 “Yahudiler münafıklık yaparlar.” -Bakara:76-78 “Yahudiler, Hz. Meryeme iftira ettiler” –Nisa:156-157-----Meryem:27-34 “Yahudiler,Allah’a çocuk isnadında bulundular.” -Bakara:116 “Yahudilerin üstüne zillet damgası vurulmuştur.” Ali İmran :112 “Yahudiler,lanetlenmişlerdir.”Nisa:47 “Yahudiler, Üzeyir Allah’ın oğludur…”(tevbe:30) diyorlar ve şirke de giriyorlar dı..! Bu kafir,şirk içinde olan lanetlik varlıklar,bir İslam peygamberi olan Hz. Musa’nın adıyla anılabilinir mi..? Hz. Musa ümmetinin Müslümanları ile aynı kefeye nasıl konur..? HAYIR..! Böyle bir ifade, Kuran’a ; Allah’ın dinine terstir.Bir Müslüman,Yahudilere “Musevi” diyemez..! Hiristyanlara “İsevi” diyemez..! Derse, Kendi değerlerine karşı ciddiyetsizliği ,sözkonusu olur..! ( Allah, muhafaza etsin)
İsrailin ( Yahudilerin), Gazze’ye cumartesi günü saldırmış olmalarını kastederek ;İstanbul Beyazıt ta ki İsrail'i tel’in mitinginde, konuşmacı şöyle bağıriyordu; “Ey İsrail sen Yakuba ihanet ettin!Sen Musa’ya ihanet ettin..!" diyordu.Şimdi katiller sürüsü, inkarcı,lanetlik bu kişilerin,İslam ın nezih,mümtaz peygamberleri ile ne ilintileri var ki, ihanet etmiş olsun..? Şayet ehl-i Kitab kavramına bazı şeyler yüklenerek o noktaya geliniyorsa ; bu kavramla da o ilinti kurulamaz.! Ki, bu günkü Yahudi ve Hiristyanlar “Ehl-i Kitab” değildir.Bu ayrı bir konu olarak incelenmeli dir.
Yukarıdanberi kullandığımız ayeti kerimelerin ışığı altında.Kainatın sahibi Allah’ın ifadesi ile ; Fesat ve buzguncu –Allah’a çocuk isnadında bulunan- zillet damgası yemiş - lanetlik- kafir bir güruhu, bir peygamberin ismi ile anabilmek (……!!!??? ) Ve O Allah’a iman etmiş bir mü’ min için (……..!!! ) nasıl mümkün olabilir.! ? Mü’minin itikat dünyasın da ki, Kelime ve mefhumların yeri; itikadın kendisi ile ilintilidir. Mefhumlar ve kalimeler ,değerleri ifade ederler. Bir değere ait mefhum ve kelime asli manasını yitirirse; O’nu ifade eden değerde asli özelliğini kaybeder. Değerler,asli özelliğini kaybedince; tabi olduğu inanç sistemi de, esas mecrasından çıkar,tefessüh eder, bozulur…! Bunun içindir ki, bir toplumun kültürel yapısını değiştirmek isteyenler, önce o kültürün dayandığı kavramlarla oynamışlar. Yakın tarihimiz, bunun örnekleri ile dolu…! Değerlerimizi ifade eden kavramlar hususunda,Rabbim bize hassasiyetler nasib etsin..
Fazlı Kayaduman -
fkayaduman@islamigundem.com
|