Bakırköy İmam Hatip Lisesi Müdürü olan Fevzi Bektaş Hocamız, kör anarşinin kirli ellerinin kurbanı olarak şehid olmuştur. Geçtiğimiz haftalarda meydana gelen olay, tüm camiamızı ve ailesini üzüntü içinde bıraktı. Fevzi Bektaş, o gün İki İmam hatip lisesi müdürü ile buluşmak için, Beşiktaş'taki bir kahvehaneye gelmiş, ancak kendisine burada şehadet şerbetini içmek nasip olmuştu.
Hayatı boyunca, İslam'ın yiğit ve şanlı mücadelesini engel tanımaksızın sürdürdü. Düzenin görevli bir memuru olması, O'na mücadele azminden bir şey kaybettirmedi. Bu büyük davayı taviz vermeden yürüten hocamız, bir gün okulu denetlemek üzere gelen müfettiş, okulun duvarlarında bulunan bir hadisi şerifin yazılı olduğu tabloyu kaldırtmak İçin baskı yapınca: "Beyefendi burası imam Hatip Lisesi'dir. Buradan ülkenin imanlı nesli yetişiyor. Bu gördükleriniz, Peygamber Efendimizin mübarek sözleridir. Kendinize geliniz." demiştir. Mücadelesini Allah rızası için, tüm engellemelere rağmen sürdüren hocamız ve değerli büyüğümüz; düzenin paralı, kravatlı, fötr şapkalı anlayışına değil, insan anlayışına değer verdi. O'nun için söylenecek sözler, böyle satırlara sığdırılamaz.
Okulundan tüm talebelerinin ortak görüşü: "O gerçek bir dava eri ve mücahid bir hocamızdı" şeklindeydi.
Gönüllerine taht kuran bu değerli mücahidin ardından talebeleri, son vazifelerini yapmak için, Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii'nde İkindi namazından sonra cenaze namazını kılmak üzere toplandılar. Düzenin eli kanlı zorba polis ve jandarması, tüm müslümanların karşısına dikildi ve hocalarına, son görevlerini yapmalarını engellemek için; küfür ederek, coplarla saldırdı. Ancak vazifesinin idrakinde olan talebeleri ve müslüman halk, kuru patırtıya pabuç bırakmayarak direnmişler ve Fevzi Bektaş Hoca'mızı Topkapı Aile Mezarlığı'na defnetmişlerdir.
Konu ile ilgili olarak İstanbul Akıncı Liseliler Birliği Merkez Komitesi bir açıklama yaparak, olayı nefretle kınamış ve şu basın bildirisini yayınlamışlardır: "Müslüman’ın zora talip olduğu, Cenabı Hakk'ın bu davayı dağa taşa tebliğ ettiğinde; dağların bu davanın ağırlığından paramparça olduğu görülmüştür. İşte bu mukaddes davaya, İnsan sahip çıkmıştır. (Müslüman sahip çıkmıştır. Akına sahip çıkmıştır.)
Bu dava, elbette kansız yürümez, elbette şehidsiz olmaz. Metinsiz, Erdoğan sız, Bektaşsız olmaz." Akıncı da bu davanın idrakinde, talebesiyle, hocasıyla; yeryüzünden fitne ve fesat gidinceye kadar mücadeleyi sürdürecektir."[1]