Kimler Düzenlemişti!
İstanbul Barış Platformu içinde çok değerli kuruluşları barındıran geniş ve yararlı bir platform. 2009 yılı başında kurulan platforma üye olan kuruluşlar; İHH İnsani Yardım Vakfı, Araştırma ve Kültür Vakfı, İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB), MAZLUMDER İstanbul Şubesi, Medeniyet İlim Kültür Eğitim ve Dayanışma Derneği, Mirasımız Derneği, İnsan ve Medeniyet Hareketi.
Daha önce hangi programları gerçekleştirdiğini bilmesem de sanırım Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi böyle geniş ve güzel bir çalışmaya ilk kez ev sahipliği yaptı. Bunu böyle rahat söylememin nedeni, Arap katılımcıların yanı sıra görünce şaşırdığım onlarca Arap dinleyici, bembeyaz sakallarıyla nur yüzlü amcaları, şuan esaret altındaki Doğu Türkistan'dan gelip okuyan ablaları orada görüşümdür. Ve bunun sebebi içeriye adım atar atmaz herkesin Müslüman, herkesin “bizden” olmasının verdiği bir iç huzuru derin derin hissetmemdir.
Erken saatlerde salon dolmuş, gelip de dışarıda kalan dinleyiciler için sinevizyon kurulmuştu. İçeriye 1. oturumda girememiş olsak da son konuşmacıları dinlemeye fırsatımız oldu. Merve Akbayır ablanın da orada olduğunu ve 1. oturuma girebildiğini öğrenince, 1. oturumdan aldığı notları dunyabizim'e aktarmasını istedim
Mescid-i Aksa'ya ve Kudüs'e Yönelik İhlaller
II. oturumun başkanlığını İHH'dan Ahmet Faruk Ünsal yaptı. Konuşmasına ilk başlayan isim Aksa Müessese'sinden Zeki Muhammed Tevfik Ağbariye idi. Kudüs ve Aksa'daki mülkiyet ihlallerini anlatan Ağbariye, konuşmasına şu cümlelerle başladı: “Osmanlı, Eyyubi, Emevi, Abbasi ve Raşit Halifeler Dönemi gibi Arap olmayan halklar da Kudüs'te yaşamışlar, İslam'ın savunuculuğunu ve bayraktarlığını yapmışlardır.”
Kudüs'te şuan bulunmakta olan onlarca cami, mezarlık ve ev restorasyona muhtaçtır. Bu restorasyon için de maddi bir takım ihtiyaçlara gereksinim duyulmaktadır. Restorasyon çalışmalarının işgal güçleri tarafından “tarihi evlerin/mirasın korunması” bahanesiyle/sebebiyle engellenmiş olduğunu söyledi Ağbariye.
Kudüs'teki 48 camiden bahseden Ağbariye, daha sonra İslami kabristanlardan sözü açtı. Kudüs'te bir çok Müslüman mezarlığı olduğunu söyledikten sonra bu mezarlıklardan bazılarını isimleriyle zikretti. Örneğin El-Yusufiyye Mezarlığı'ndan, En-Nebi Davud Mezarlığı, Me'menullah Mezarlığı, Sahira Mezarlığı ve Babu'r-Rahme Mezarlığı'ndan bahsetti. Bu mezarlıkların hepsinin tek tek İsrail'in birer hedefi olduğunu belirterek, hepsinin de tadilata muhtaç olduğunu söyledi.
Kudüs'ün sadece batısında onbinlerce tarihi yapı olduğunu söyleyen Zeki Ağbariye, İsrail'in kabirlere karşı yaptığı saldırıların çokluğundan bahsetti. Sözde kendilerine tarihi yapı arayan İsrail kazdıkça, ortaya Kudüs'ün “İslamiyete ait bir medeniyet uzantısı olduğu çıkıyor” yorumunu getirdi.
Mezarlar Üzerinden Diyalog!
Mehmenullah Mezarlığı'na yıllar boyu saldırılar düzenlenerek burasının otopark yapılmak istendiğini söyledi. Bir Amerikan şirketi tarafından orada bir diyalog parkı ve binası yapılma çabaları olduğunu söyledikten sonra “Sultanların, alimlerin, İslam seçkinlerinin mezarı üzerinden diyalog mümkün mü?” sorusunu sordu. Bu otopark ve diyalog binası girişimine Aksa Heyeti'nin karşı çıktığını, bir iki senelik ertelendiğini ancak yasalarla yeniden inşaya devam kararı alındığını söyledi.
Konuşmacıların neredeyse hepsinin dikkat çektiği bir tehlike olan “Yahudi Yerleşme”lerinin artışı'na Selvan Semti'ni örnek verdi. Ayrıca Osmanlı, Ürdün ve Kudüs arşivlerinin incelenmesi gerektiğini, mukaddesat ve vakıfların dava takibinin gerekli olduğunu söyledi.
Duvar değil, aptal! Yahudi Devleti!
Yahudi iken 2000li yıllarda Hristiyan olmuş araştırmacı yazar İsrail Adam Şamir konuşmaya katılamadıysa da biz onun konuşmasını çok merak ettik. Konuşma tebliğini ve diğer konuşmacıların da tebliğlerini http://aksasempozyumu.com adresinden okumak mümkün.
Mizan İnsan Hakları Merkezi
Sıra “Kudüs, İsrail tehdidi altında” adlı konuşmasını yapacak Kemal eş-Şerafi'ye geldi. Her ihlalin güç kullanılarak yapıldığını, bunun bütün Filistin'de olan bir gerçek olduğunu söyledi. Çok ama çok heyecanlı bir konuşma yapan Kemal eş-Şerafi, girişte belirttiği cümlelerle konuşmasının devamında bizlerin dikkatini hep doruk noktasında tuttu.
Din Adamlarına Sitem!
Hindistan'da bir Buda heykeli yıkılmasının “dini özgürlüklere karşı” olması sebebiyle birçok kişinin bu olaya karşı çıktığını, isyanını dile getirdiğini söyleyen eş-Şerafi, çok yakın geçmişte bizlerin böyle bir tepkisini hatırlayamadığını belirtti.
Tarihsel süreçte Kudüs ve Aksa'nın Yahudileştirilmesini anlatan eş-Şerafi, Balfour Deklarasyonu'ndan sonra şehrin yüz ölçümünün % 7'sinin Yahudilere bağışlandığını, İngiliz mandası olduktan sonra Yahudi topraklarının daha da genişlediğini söyledi.
Magarib mahalesi'nin yok olduğunu, yaklaşık bin Filistinlinin bu mahalleden kovulduğunu hatırlatan Kemal eş-Şerafi, bunları sadece sayı olarak algılamamızı istediğini söyledi. Orada çekilen sıkıntıları, mahallesinden kovulan “bizden” olan Filistinlilerin durumlarını düşünmemizi istedi.
“Kudüs; Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra olduğu sürece İslami özelliğini yitirmeyecektir. İsrail bunu bildiği için kazı çalışmalarına başladı. Selvan'da ve her yerdeki ihlallerle ordu güvenliği altında Yahudiler Kudüs'e yerleşiyor. Şeref mahallesinde büyük İsrail sinegogu yapıldı. Kudüslü olmayanların Kudüs'e girmeleri yasaklandı. Düşünün bir yaşlı Müslüman Aksa'ya girip namazını kılamamaktadır. Burada bir diaspora gerçekleştirildi/gerçekleştiriliyor.” diyerek konuşmasına devam etti.
İsrailli bir tarihçi'nin şu sözlerini konuşmasında alıntıladı: “İsrail'in amacı, en geniş araziler ve en az sayıda Arap halktır.”
Daha önceden 50 tane sivil toplum kuruluşu bulunduğunu ancak buraların kapatıldığını, sorumluların da tutuklandığını belirtti. İsrail'in, demogojik yapının da değişimini amaçladığını söyledi.
“Şuanki alem zalim bir düzene sahiptir. Zayıfları kimse göz önünde bulundurmuyor. Biz davamızın adaletiyle güçlüyüz. Ve zayıfların yanında olacağız.” diyerek konuşmasını bitirdi.

Allah'a ve Peygamber'ine Selam!
Konuşmacıların hepsi tebliğlerine başlarken hayır duaları, salat ve selamlarla başladılar. Bu inanılmaz bir güzellik, bir tazeleniş soluğu idi. Kudüs Kalkınma Kurumu'ndan Fadıl Vişahi de konuşmasına dualarla başladı.
Fadıl Vişahi, İsrail otoritesinin doğduğu günden bugüne kadar bizlerin azmini/ümidini kırmaya çalıştığını, Gazze ile de bunu tecrübe ettiğini söyledi. “Onlar Gazze'de bütün ümmetin nabzını ölçtüler, halkımızın en değerli masumları öldü.” diyerek devam etti.
“Sizlere Filistin'in Günlük Sıkıntılarını Yüklenip Geldim!”
Konuşmasında Filistin'deki her gün yaşanan sıkıntı ve zorlukları bizlere anlatacağını söyleyen Fadıl Vişahi, pratik eylemler ve ümit de getirdiğini söyledi. Filistinin bizlerin katkısına, sınırsız fedakarlıklarına muhtaç olduğunu hatırlattı.
Herkesin üzerine çullandığı, herkesin “benim şehrim” dediği Kudüs'ten, Mescid-i Aksa'dan seslendiğini söyledi. Kudüs Müslümanlarındır, “nefes alıp verdiğimiz müddetçe Müslümanların olacaktır” diyerek salondakilerin heyecanını/ümidini artırdı.
“Bizim kurumumuzun amacı Kudüslü halkın sıkıntılarını hafifletmektir. Evler yıkılabilir, kurumlar yıkılabilir, araziler elden çıkabilir. Fakat Kudüs halkı imha edilmek istenmektedir. Kudüslü insanı ayakta tutabilirsek binayı yeniden yapabiliriz. Arazileri yeniden alabiliriz.” Cümleleriyle bizlere önemli olanın “insan” olduğunu hatırlattı.
Kudüs'te sosyal kriz!
Konuşmasında her cümlenin altının çizilmesi gerektiğini düşünüyorum Fadıl Vişahi'nin. Kudüs'te şuan bir sosyal kriz olduğunu söyleyen Vişahi, her insanın/her ailenin ekonomisinin yıkılmak istendiğini belirtti. Ne Kudüs ile ne Mescid-i Asa ile ilgilenilmemesinin istendiğini, Kudüslülerin bir lokma ekmeğin peşinde olmasının amaçlandığını söyledi. Gençlerin şiddete/uyuşturucuya yönlendirildiğini, sağlık sektörünün de zor durumlarda sürdürüldüğünü belirtti.
Eğer Kudüs'teki sayıca az olan sağlık sektörlerinin yanında olmazsak buraların yakın zamanda çökeceğini söyledi Vişahi. Turizm sektörünün de çöktüğünü söyleyen Vişahi, İntifada başladıktan sonra Kudüs'teki otellerin boşaldığına dikkat çekti. Tarımda üretim girdilerinin fazla olduğunu, yer altı sularının çalındığını daha sonra onun üstündeki toprakların çalındığını ve artık zirai alanlardan bahsetme imkanının kalmadığını söyledi.
İsrail'in 2020'deki Kudüs Projesi!
İsrail'in Kudüs'e yönelik bu projesinden bir çok konuşmacı bahsetti. Bu proje ile İsrail Kudüs'ü Kudüslülerden izole etmeye çalışmaktadır. “trafik işaretlerinin bile sinsice kullanıldığını söylersem mübalağa yapmış olmam” diyen Vişahi'nin sözlerinin ardından tehlikeyi varın siz düşünün.
İslam Alemini Yenmediniz!
Arap Çalışmaları Derneği'nden Halil Tüfekçi, konuşmasına bir Türk konsolosunun Yahudiler 1967'de Kudüs'te Kubbet-üs Sahra'ya bayrak astıklarında söylediği şu sözlerin önemini anlatarak başladı konuşmasına: “Siz Arapları yenmiş olabilirsiniz ama İslam Alemini yenmediniz. Bu yüzden bayrağı indirin.”
“Bu bölge sadece taşıyla toprağıyla değil, insanıyla oluşmaktadır. Kudüs sadece bir şehir değil, bir medeniyet, bir kültürdür.” Cümleleriyle konuşmasını sürdüregelen Tüfekçi, İsraillilere göre “kamu” alanının "yerleşim yeri" demek olduğunu, oysa Britanyalılara göre ise hastane, okul gibi yerlerin yapılması olduğuna dikkat çekti.
Gittikçe Yahudi mahallerinin arttığını söyleyen Tüfekçi, İsrail'in amacının Kubbet-üs Sahra'nın yerine heykeller dikmek olduğunu söyledi. “Siz bizimlesiniz biz sizinle, sözümüzün başında ve sonunda dayanışma içinde olmak vardır. Bu tavrınızı/direnişinizi değiştirmeyiniz. Eğer tavrınızı değiştirirseniz Kudüs'e geldiğinizde bir Arap göremeyeceksiniz.” Cümleleriyle tebliğini sona erdirdi Halil Tüfekçi.
Holocaust!
Çağdaş Araştırmalar Merkezi'nden Hasan Sanallah, konuşurken sanki bu kriz bir felaket değilmiş gibi konuşulduğunu, oysaki burada bir holocaust/soykırım yaşandığını belirtti. Burada soyutlanmış bir halkın yok edilmek istendiğini, etnik bir temizlik olduğunu söyledi. “Bu uluslar arası anlaşmaları / sempozyumları tatbik edecek bir kurum yoksa bunun ne önemi var” diyen Sanallah, Kudüs'ün servete önem vermeyen bir halk olduğunu ancak bunun kasıtlı bir yoksullaştırma olduğunu hatırlattı!
“Siyasi nutuklarda Kudüs'ün iyi olduğu söyleniyor. Ben size söylüyorum: Kudüs iyi değil! Onların durumları iyi değil ama her şeye rağmen sabrediyorlar. Ancak yardımcısız kalırlarsa bu durum değişir. 43 otelin 17'si kapatılmış, paramızın satın alma gücü tehdide maruz kalmıştır. Faşist Şaron birçok Kudüslüyü işinden çıkarmıştır.” Diyen Hasan Sanallah, etkili bir tebliğ sundu.
III. Oturum için!
III. yani son oturuma katılamayacağımız için GYY'miz Asım Gültekin'in önerisiyle son oturumda tebliğ sunacaklardan bazılarıyla birkaç cümle de olsa konuşmaya karar verdik. İngiltere'den Raşit Gannuşi'yi, Güney Afrika'dan İbrahim Gabriels'i aradıysak da bulamadık. Tv Net muhabiri ağabeyin yanına gidip derdimizi anlatınca bizi Moro'da Bangsamoro Araştırmaları Enstitüsü'nden gelen Abhoud Syed M. Lingga'nın yanına götürdü. İHH'dan Şenol Öztürk bize Lingga ile konuşmamızda yardımcı oldu.
Babgsamoro Araştırmaları Enstitüsü'nün hükümetten bağımsız, sivil ve kar amacı gütmeyen bir kuruluş olduğunu söyleyen Lingga, amaçlarının insanları araştırmaya sevkederek kapasitelerini geliştirmek olduğunu belirtti.
Moro'da communication/iletişim görevini üstlendiklerini, Moro'da olanları uluslararası camiaya haber verdiklerini söyledi. Moro'nun kültürü, tarihi, ekonomisi hakkında araştırmalar yapmaya devam eden Enstitüleri, insan hakları ihlalleri ve “çatışma yönetimi” / her zaman süregelen savaşlar sonucu insanlara psikolojik olarak yardım etmeye çalıştıklarını belirtti.
Filistin'de nasıl savaş varsa bazen daha şiddetli de olarak, Moro'da da bir cihadın, bir savaşın olduğunu söyledi. Mescid-i Aksa'sız Kudüs, Kudüs'süz bir Filistin devletinden bahsedilmeyeceğini belirten Morolu katılımcımıza buradan bir kez daha selam ediyoruz!

DünyaBizim!
Mücahide Engin ile beraber gittiğimiz Mescid-i Aksa Sempozyumunda dünyabizim'den Cesur Küçük, Merve Akbayır vardı. Kurtuba'dan Hatice Algın ile, AyVakti'nden Mehlika Toyga ile de Aksa Sempozyumunda tanıştık!
İlk oturum arasında ayran kebap, ikinci oturum arasında çay ve çeşitli ikramların verildiği güzelim sempozyumda; İstanbul Barış Platformu'na üye olan kuruluşların bültenlerini, dergi ve broşürlerini almak mümkündü. Katılım oldukça yüksek, Müslümanlar oldukça güzeldi!
Şimdi şu siteye girmenizi; http://www.360tr.com/kudus/, daha sonra İbrahim Paşalı'nın konuk olduğu ve İstanbul'un konuşulduğu Yusuf Armağan'ın Tv Netteki “Yeryüzü Notları” programını izlemenizi öneririm.
Merve Büşra Bozcu