Kemal Tahir ve Milli Türk Talebe Birliği
II. Abülhamit’in yaver yüzbaşılarından birisinin oğlu olarak dünyaya gelen Kemal Tahir, 1938 yılına Nazım Hikmet’le beraber “askeri isyana teşvikten” yargınlandı, hüküm giydi ve 1950 tarihine kadar hapiste kaldı. Marksizme inanan Kemal Tahir sınıflarla ilgili yaptığı farklı yorumlarla diğerlerinen çabucak ayrıldı. “Devlet Ana”da Osmanlının kuruluş yıllarını, “Rahmet Yolları Kesti”de eşkıya yaşamını, “Kurt Kanunun”da Atatürk suikastı sonrasını, “hür şehrin insanları-esir şehrin mahpusu”nde işgal altındaki İstanbulu inceledi. Romanları beğenildi, tutuldu, Türk klasikleri arasına girdi.
Kemal Tahir’in edebiyatçı ve romancı kimliğine saygı duyarım. Ancak siyasi görüşlerine ve Türkiye’yi politik açıdan okuma biçimlerine katıldığım pek söylenmez. O, sosyalizme inanır ancak Türkiye’de ki diğer sosyalistlerden onu ayıran tek özellik yerli bir duruşunun olmasıdır. Marx okumalarını ve Marx yorumlarını direk almanın doğru olmadığına, Anadoluya özgü sosyalist okuma modellerinin geliştirilmesine inanır. Bu inancından dolayı da sağ/muhafazakarlar tarafından ciddiye alınır.
Politik yönü bir yana Kemal Tahir cumhuriyet tarihinin en önemli öğrenci hareketi MTTB hakkında “Dutlar Yetişmedi” öykü kitabının içerisinde “Üniversite” öyküsünde ilginç şeyler söyler. Onun anlattığı dönem MTTB’nin Tek Parti iktiadarı döneminde ülke gündemine damga vurmuş birkaç önemli olar ve Talebe Birliğinin resmi yayın organı Birlik hakkındadır.
Kemal Tahir, “günlerden bir gün sokakta bir vaveyla koptu” diyerek malum Razgrad hadisesinden bahseder. Dört bin yüksek tahsil gencinin Doktor Hüseyin Bey kumandasında toplanarak İstanbulluları günlerce meşgul edecek bazı olayları tertip ettiğini belirtir. Tek millet, tek parti, tek şef daha doğrusu tek şef, tek parti, tek millet olgusunun ülkeyi kasıp kavurduğunu böyle ortamlarda yabancı ülkelerde oluşan öğrenci hareketlerinin ülkemizde olamayacağını ifade eder. Kemal Tahire göre bu dönemki öğrenciler, “muayyen prensipleri, muayyen hedefleri, muayyen iktisadi ve siyasi bağları olmayan, sabahleyin topla, akam üzeri çil yavrusu gibi dağılan otomatik bir oyuncak” olarak tarif etmesi aslında Razgrad hadisesinin Tek Parti yöneticilerinin işi olduğuna işaret eder. Ve devamla, “işte o sebeple o sabah üniversiteye Tek Şefin emir kullarından, Tek Parti yaranından iki üç beyefendi şeref veriler” der. Olaylar öncesinde öğrenciler üniversite konferans salonuna toplanır ve bu “tosuncuklar” galeyana gelmiş ve milli duyguları harekete geçirilmiş bu gençliğe “haydi tosunlar, öcümüzü alın” denilerek olaylar başlatılmıştır.
Kemal Tahir’e göre olaylar o kadar büyümüştür ki “Ebedi Şef, artık saçlı sakallı profesörleri, alimleri, garnizonlarda, barlarda, saraylarda, parklarda imtihana çeker, bazısına bir yıldızlı on numara, bazısına aferin, bazısınatahsin verir, bazısını hışımla kovar, bazısını masaya binip “ben eşşoğlu eşeğim” diye bağırtmaya mecbur eder olmuştur” der. Aslında Kemal Tahir burada kendine göre açıkca Razgrad hadiseninin devlet eliyle bizzat yöneildiğini ve yürütüldüğünü ortaya koymaya çalışmıştır.
Serkan Yorgancılar - dirilisnesli.com