Bilindiği üzere Milli Türk Talebe Birliği, kökleri Cumhuriyet öncesine dayanan, 1916 yılında kurulmuş bir gençlik hareketidir. Kurulan yeni Cumhuriyet döneminde de ülkemizin menfaatleri doğrultusunda çalışmış, misyonundan asla taviz vermemiştir.
Gün gelmiş, ülkede darağaçları kurulmuş, gün gelmiş kardeş kardeşe kırdırılmış, gün gelmiş farklı görüşlere tahammülsüzlük toplumsal çatışmalara yol açmış, ülkemizin coğrafyasına kara bulutlar hâkim olmaya başlamıştır. Bu sancılı süreçlerde, Türkiye’nin en büyük gençlik hareketi olan Milli Türk Talebe Birliği, ilkeleri gereği sağduyu çağrısı yapmış ve toplumsal uzlaşı için emek harcamıştır. Siyasi hırslardan, kavgalardan uzak kalmış, herkesin ortak paydası olan manevi değerleri esas almış ve bu manevi değerleri dünyanın değişen yüzüyle zenginleştirip ülkenin gençlerine kazandırmaya çalışmıştır. Milli Türk Talebe Birliği, çatışma yerine istişare; tahammülsüzlük yerine hoşgörü; şiddet yerine şefkat; inançsızlık ve umutsuzluk yerine iman diyerek, her dönem, ülkemizin en çok ihtiyaç duyduğu düşünce hareketi olmuştur.
Ancak, tüm iyi niyet çabalarımız ve samimiyetimize karşı üzülerek görüyoruz ki; 2008’de tekrar faaliyete geçirdiğimiz Milli Türk Talebe Birliği, son günlerde haksız bir karalama kampanyasına maruz kalmaktadır. Özellikle “dönem dizisi” çeken yani ülkemizin belli bir siyasi sürecini anlatan yapımlarda, az önce ilke ve misyonundan bahsettiğimiz Milli Türk Talebe Birliği, insafsızca ve gerçek dışı bilgilerle toplumumuza anlatılmaktadır. Oysaki yapım şirketlerinin en öncelikli ahlaki sorumluluğu çektikleri dönem dizilerinde sadece “gerçekleri” anlatmaktır. Bu gerçeklerin ise “Tarafsız” anlatılması gene önemli bir “Etik” sorumluluktur. Ancak Kanal D’de 21.09.2010’da yayınlanan “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” adlı dizide bu ahlaki sorumluluklar çiğnenmiştir. Dönemin, Milli Türk Talebe Birliği’ne mensup gençleri okul kantinlerinde zorla, zorbalıkla, haraç keser gibi dergi satmaya çalışırken resmedilmiştir. Oysa hiçbir zaman böyle bir durumun olmadığı bilinen bir gerçektir. Zira istişare ve hoşgörüyü temel alan Milli Türk Talebe Birliği, üniversite kantinlerinde hiçbir zaman zorla dergi satmamıştır. Madde yerine maneviyatı savunan bilinçli “Gençlik Hareketimizin” ülke gençlerinden asla zorbalıkla, dayatmayla bir beklenti içinde olmamıştır. Alan değil veren el olmayı kendine şiar edinmiştir. Milli Türk Talebe Birliğini, misyon ve vizyonunu anlamakta güçlük çeken yapım şirketi sorumlularını, bu sıkıntıdan gene biz kurtarmak isteriz. Bizi anlamaya ve doğru anlatmaya, onlara vereceğimiz “Ücretsiz” dergileri okuyarak başlayabilirler.
Son dönemlerde Doğan Medyası tarafından içine çekilmeye çalışıldığımız bu karalama kampanyasını esefle kınıyoruz. Bir süre önce Kanal D’de yayınlanan başka bir dizi için yaptığımız protesto gösterisinin rövanşını, yayınladığı bir dizide, üzerinde Türk Bayrağı olan amblemimizin bulunduğu dergiyi yere attırarak alan Doğan medyasının bu hareketini tüm kamuoyunun vicdanına havale ediyoruz. Her okumak isteyenin “Ücretsiz” bir şekilde edinebildiği, resmi yayın organımız olan “ÇATI” dergisinden, bu sebeple Doğan Medyası ve yapım şirketine yüz adet hediye ediyoruz. Yayın organımız önlerinde bulundukça, parayla satılmadığını anlamaları ve karalama kampanyalarına karşı bile nasıl hoşgörüyle yaklaştığımızı anlamaları dileğiyle… Çünkü dergimizin içindeki manevi ve milli değerlerle yoğrulmuş hiçbir yazı maddi bir değerle ölçülemez.
Son olarak; Eğer hediye ettiğimiz dergileri Doğan Medyası ve yapım şirketleri tekrar yere atarlar ise; bilmeliler ki, Büyük Türkiye, Büyük Millet idealini şiar edinmiş Milli Türk Talebe Birliği Gençliği elbet o dergiyi davası gibi yerde bırakmayacaktır!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
MTTB Genel Merkez