Bugün : 30 Cemaziye'l-Ahir 1433 - 21 Mayıs 2012

21:57 Taziye     |      18:45 Ankara MTTB'den "Muhteşem" tiyatro     |      13:22 Metin'in hesabını soracak güçteydik!     |      01:01 Akıncılar MTTB'den neden ayrılmıştı?     |      01:00 İslamcıların Hikayesi     |      22:48 Yeni Genel Başkan: Salih Turhan     |      20:27 Milli Gençlik Vakfı ne güzeldi!     |      12:33 Çanakkale Ruhu Ankara’da Şahlandı!!!     |      11:49 MTTB: 'Kanlı Pazar'dan ders aldık!     |      14:34 Ankara'da İsrail Büyükelçiliği Önünde Toplanıyoruz!     |     

 
 
Türkiye'de İslamî Hareketin Dünü, Bugünü
 
 
Türkiye'de toplumsal bir değişimi ve sonrasında da kendi dünya görüşleri doğrultusunda bir devlet sistemi kurma idealini benimseyen, bu amaç doğrultusunda da bir mücadele geliştiren ve gelenek oluşturma gayreti taşıyan gençlik hareketlerinin en önemli sacayaklarından birini kuskusuz İslam Gençliği oluşturmaktadır.

03/11/2010

Türkiye'de toplumsal bir değişimi ve sonrasında da kendi dünya görüşleri doğrultusunda bir devlet sistemi kurma idealini benimseyen, bu amaç doğrultusunda da bir mücadele geliştiren ve gelenek oluşturma gayreti taşıyan gençlik hareketlerinin en önemli sacayaklarından birini kuskusuz İslam Gençliği oluşturmaktadır.
     1000’li yılların başlarında İslam’la tanışan ve 1900’lü yıllara İslam dininin baskın anlayış ve yaşayışı ile giren Anadolu insanı, Cumhuriyet devrimi ve hatta daha öncesinde başlayan batılılaşma eğilimiyle birlikte sahih İslam anlayışından giderek uzaklaşmış, tek parti döneminin din aleyhtarı politikalarıyla dininden (sahih İslam’dan) kopmuştur.

     Eleştirilebilecek birçok noktaları olmasına rağmen İslamcı gençliğin, çevrelerinde kümelendiği bir kaç yazar ve bir iki dergi dışında 1960'lı yılların sonlarına dek kendilerini ifade edebildiği, dinamizmini ve söylemini dini inançlarından alan herhangi bir oluşum veya yapılanmadan bahsetmek oldukça zordur.

     1969 yılında Burhanettin Kayhan’ın başkan seçilmesiyle Milli Türk Talebe Birliği çatısı altında, üniversite ve orta öğrenim öğrencileri kendilerini İslam Gençliği olarak ifade etmeye başlamışlardır. Bu tarih, bu gün hâla üniversitelerde, İslamî yaşantıyı benimseyen ve bu uğurda mücadele eden İslam gençliğinin şekillenişinin bir başlangıcı olarak kabul edilebilir.

     Bu yazımızda, 1969 yılından bu güne gelinceye dek İslam gençliğinin gençlik hareketleri içerisindeki konumunu, fikirsel ve eylemsel gelişimini ve tarihi seyrini ele almaya, son otuz yılı okuyucularımızın bilgilerine sunmaya gayret edeceğiz.

     Çalışmamızı esas itibariyle 80 öncesi ve 80 sonrası olarak şekillendireceğiz. 80 sonrası dönem, üniversite düzleminde devam eden mücadele seyrinin kırılma noktaları (menfi-müspet) göz önünde bulundurularak 4 ayrı dönemde incelenecektir.

     80 ihtilaliyle başlayan ve 87 yılında başörtüsü yasağına karşı İstanbul merkezli eylemliliklerin başladığı yıla kadar I. dönem, 87 yılıyla başlayan ve eylemliliklerin başörtüsü ile sınırlandırılmadığı, Müslümanların ve İslam dünyasının sorunlarının gündem edildiği, üniversitelerde hâkim güç konumuna gelindiği ve bu sebepten kavgaların başladığı II. dönem ki bu dönemi 92 yılına kadar götürmeyi uygun bulduk; 92 yılı, üniversitelerde kavgaların belirleyiciliğinin ortadan kalktığı, Özal’ın İslamizasyon politikalarının üniversitelerde de hissedilir biçimde başarıya ulaştığı yıl olarak kabul edilmesi gereken bir yıldır. 92 yılında başlayan ve zihinlerden hiçbir zaman silinmeyecek, daha sonraları söze başlayan her Müslüman’ın mutlaka kendisine atıfta bulunacağı MGK kararlarının alındığı tarih olan 28 Şubat 1997'ye kadar devam eden süreç III. dönem olarak ele alınacaktır. Son olarak da şu an içinde yaşadığımız 28 Şubat sonrası dönem; IV. dönem olarak ele alacağız.

     Rabbim yar ve yardımcımız olsun, bu uzun soluklu inceleme ve araştırmaların neticesinde..


     80 ÖNCESİ DÖNEM

     80 öncesi İslam gençliğinin yaşadığı seyri incelerken temel olarak MTTB ve Akıncılar derneğini ele alacağız. Ancak MTTB'nin 1969 yılında kendilerini “İslamcı Gençlik” olarak tanımlayan gençlerce sahiplenilmesi ve 1976 yılında kurulan, ömrü kısa fakat ortaya koyduğu söylem ve pratiklerle göz dolduran Akıncılar derneğinin öncesinde, bu gençliğin oluşmasında besleyici rol oynayan bir kaç unsura değinmemiz gerekir.

     Kökeni 1913 yılında açılan İmam-Hatip Medreselerine dayanan daha sonra Cumhuriyet devrinde 3 Mart 1924'te açılan ancak yeterli öğrenci bulunamaması sebebiyle 1930 yılında kapatılan, 3 Eylül 1951 yılında tekrar açılan ve 1971 yılına kadar herhangi bir değişikliğe uğramayan İmam Hatip Okulları, Türkiye'de gerek orta öğrenim gerekse de yüksek öğrenimde mukaddesatçı ve daha sonra İslamcı bir gençliğin oluşmasındaki temel etmenlerden biridir. Kurumun kuruluş felsefesi ve eğitiminin niteliği hakkında getirilecek hiç bir eleştiri bu gerçeği gölgeleyemiyecektir.

     Bununla birlikte, Necip Fazıl Kısakürek’in Büyük Doğu’su, Sezai Karakoç'un Diriliş'i ve Nurettin Topçu'nun Hareketi, o günün şartlarında Müslüman gençlerin etraflarında kümelendiği ve düşünsel olarak beslendikleri kaynakları ifade etmektedir. Bunun dışında 1958 yılında Salih Özcan’ın sahibi olduğu Hilal Dergisi ve yine bu yıl ve sonralarında Türk okuyucusuna kazandırılan tercüme eserler, zihinsel bir etkileşimin ve oluşumun başlangıcını ifade etmektedir.

     MİLLİ  TÜRK TALEBE BİRLİĞİ KURULUŞU VE TARİHİ  SEYRİ

     Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük ve en köklü öğrenci kuruluşu olan Milli Türk Talebe Birliği 4 Aralık 1916 yılında "Darul Fünun" öğrencileri tarafından kurulmuştur. "Her Müslüman Türk gibi, bu vatanın çocukları, dinini, imanını, vatanını ve varlığını bunların düşmanlarına karşı korumak yolunda, milli şuurun uyanması için çalıştılar. İmkânları elverdiği kadar 'milli mücadeleye' iştirak etti."

     Cumhuriyetin ilanından sonra faaliyetlerine artan bir ivmeyle devam eden MTTB'nin bundan sonraki seyrini Aralık 1968 tarihli Milli Gençlik dergisinden ve kısmen de Burhanettin Kayhan’ın “İslam Gençliğinin Stratejisi” isimli kitabından aktaralım: “Yıl 1929, Türklük ve Müslümanlığın amansız düşmanı komünistler, Moskova'da tahsil yapmış, azılılarıyla milli varlığımızı tehdit etmeye başlamışlardı. Ağza alınmaz her türlü kepazeliği yaparak milletin inançlarıyla alay ediyorlardı. Çeşitli kanunlar ve ters tutumlarla elleri kolları bağlanan milliyetçi ve muhafazakâr aydınlar, bu azgınlara gereken derslerini veremiyorlardı İşte bütün bunlara dayanamayan, milli değerlere bağlı üniversite gençliği harekete geçti. Tevfik Celal İleri ve arkadaşları, sadece isimde kalan "Birlik"te "Yeter" ihtarını veren bir şahlanıştı.

     Kendisiyle aynı fikirde birleşip omuz omuza çalıştığı en yakın arkadaşları Rüknettin Fethi (Olcay Tug), Adnan Ötügen ve Şükrü Kaya ile birlikte Babailide bir bina tutup, devletten hiç bir yardım alamadıkları halde kendi aralarında topladıkları paralarla faaliyete geçtiler ve o dönemde birliğin yayın organı olan BİRLİK isminde haftalık bir dergi çıkarmaya başladılar. Zamanın en büyük tirajlı gazetesi kadar bir tiraja sahip olan dergi 14 sayı çıkarıldıktan sonra hükümet eliyle kapatıldığı düşünülürse derginin tesir gücü anlaşılacaktır. MTTB bu yapılanmada İslami merkeze doğru kaymaktadır. 70’li yılların sonuna geldiğinde ise MTTB siyasi çatışmaların ortasında milliyetçi mukaddesatçı çizgiye oturmaktadır. MTTB kendi bünyesinde birçok aydın, kanaat önderi, siyasetçi, yazar vs. yetiştirerek günümüze taşımıştır.


     AKINCILAR

     Akıncılar Derneği ilk olarak Ankara Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademili bir grup öğrenci tarafından Tevfik Rıza Çavuş’un başkanlığında 1976'da kurulmuştur.

     Ülke çapındaki öğrenci dernek ve birlikleriyle herhangi bir istişare yapmaksızın kurulan Akıncılar, gençlik tarafından uzun bir süre beklenen ilgiyi görmedi. Özellikle zamanın Adalet Bakanı İsmail Müftüoğlu'nun bir kaç konuşmasında Akıncılar ismini telaffuz etmesi ve sahiplenir bir tavır takınması gençlik tarafından güvensizlikle karşılandı.

     Ankara'da yalnızca bir okulun dernek çalışması şeklinde kurulan Akıncılar, aynı dönemde Adana ve Kasımpaşa'da kurulan derneklerle de aynı ismi taşımaktaydı. Daha sonra Ankara’nın etkinliğiyle birlikte Adana ve Kasımpaşa Akıncıları da Ankara'ya bağlanacaklardır.

     Bu tarihlerde İslam gençliğinin, bünyesinde faaliyet gösterdiği MTTB, gerek partiler üstü kalma kararlılığı, gerekse kendi içerisinde baş gösteren kilikleşme-hizipleşme eğilimleri sonucunda, başta İstanbul’da olmak üzere aktif öğrenci derneklerini ihraç yoluyla tasfiye etmeye başlamıştır.

     Tasfiye işlemleri sonrasında İstanbul’da; Fatih Camii Yurdu, İlim Yayma Yurdu, Antalya Yurdu, Atik Valide Yurdu, Erzincan Yurdu, Fetih Yurdu ve bir kaç yurtta daha kendilerini herhangi bir kurum veya yapıyla ilintilendirmeyen kalabalık bir Müslüman öğrenci potansiyeli vardı. Varolan bu öğrenciler, kendilerini hiç bir legal örgütlenmede ifade edemiyorlarsa da üniversite ve yurt bünyelerindeki İslami tebliğ faaliyetleri sürmekteydi.

     1978 yılına kadar MTTB ve Akıncılar Derneği isimleri var olmasına rağmen gözle görülür, elle tutulur herhangi bir etkinlik görünmemektedir. 1978 Temmuzunda yukarıda sözünü ettiğimiz Müslüman öğrenci potansiyeli okul ve yurt temsilcileriyle İstanbul Akıncılarına katıldı. Etkinlikleriyle göz dolduran gençler kısa bir süre sonra Mart 1979'da genel merkeze atandılar ve böylece Akıncılar gerçek kimliğine kavuşmuş oldu.

     Kuruluş aşamasında MSP'nin gençlik kolu olmak gibi bir amaçla kurulmamış ve fakat özellikle 1978 yılında Mehmet Tellioğlu'nun başkanlığında MSP ile somut ilişkilere geçilmiş ve artık MSP, Akıncıları gençlik kolu olarak sahiplenmiştir. MTTB üzerinde de hiçbir etkinliği kalmayan MSP'nin bu tavrı kendi açılarından anlamlıydı. Fakat Akıncılar-MSP ilişkisi o kadar uzun ömürlü olmadı.

     Akıncıların o dönemde miting ve gösterilerde hatta partinin salon toplantılarında kullandığı sloganlar ve yürüttüğü faaliyetler, 1979 yılı Milli Güvenlik Kurulu toplantılarına İçişleri Bakanı olarak katılan Oğuzhan Asiltürk'ün önüne fatura olarak gelmeye başlıyordu. 1979'un ikinci yarısından itibaren gösterilen tüm gayretlerine rağmen Akıncıları kontrol altına alamayacağını anlayan MSP, Akıncılara karşı daha temkinli ve ölçülüdür artık.

     Akıncıların temsil ettiği ve savunduğu fikirler, yetmişli yıllar boyunca arınma gösteren ve artık olgunlaşan ve evrenselleşen bir İslam anlayışı şeklindeydi.

     Akıncılar kendi ifadeleriyle "Yeryüzünde söz sahibi olan, Sosyalist, Komünist, Liberalist-Kapitalist, Faşist, Siyonist v.b. bütün İslam dışı zihniyete sahip devletleri Küfür Devletleri olarak tanımlıyoruz. Küfür devletleri ve kâfirlerin ortak hedefi ve düşmanı Müslümanlardır. Müslümanlar ise dünya üzerinde herhangi bir devlete sahip değillerdir. (Daha sonra gerçekleşen İran İslam Devrimi sahiplenilecektir.) Müslüman cemaatlerin yaşadığı bugün "İslam Ülkeleri" diye isimlendirilen ülkeler de batılı ölçülere uygun devlet tipleridir. Diğer küfür devletlerinden farklı olan tarafları sınırları içerisinde yaşayanların Müslüman olmasıdır.

     Çağ, bunalım, zulüm, sömürü ve inançsızlık, kısaca küfür çağıdır. Asr-ı Saadetten önce yaşanan cahiliye dönemleri tekrar yaşanmaktadır. Bütün insanlık umutlarını Peygamber sesinin çağımıza uzanmasına bağlamıştır. Kavgamız o kutlu sesin dünyaya getireceği mutluluk uğruna verilmektedir.

     İslami Hareketi belli bir bölgeye veya belirli bir ırka has göremeyiz. İslam cemaatlerinden herhangi biri, bulunduğu bölge veya sahip olduğu ırka dayanarak İslam’ı inhisarı altına alamaz. Bu İslam’ın temel yapısıyla çelişkilidir. Çünkü hangi renkte veya bölgede olursa olsun Müslüman’ın derdiyle dertlenmek zorundayız. İslam, Müslümanları bir vücut gibi kabul etmiştir. Bu vücut bütün İslam toplumlarını temsil etmektedir.

     Bu vücut ayağa kalkacaksa tabiidir ki bütünlük içerisinde kalkacaktır. Geçmişte ve bugün bütün İslami Hareketleri bölge ve ırk ayrımı yapmadan kendimize mal edemiyorsak, önemli bir eksikliğimiz söz konusudur."

     Akıncılar hem sözü geçen düşüncelerini yaygınlaştırmak, hem var olan kitlesinin hissi birlikteliğini ve eğitimini gerçekleştirmek amacıyla 3 Ağustos 1979 tarihinde ilk sayısını yayımladıkları AKINCILAR isimli on beş günlük siyasi bir dergi çıkarmışlardı.

     Derginin ilk sayısı "Hayat İman ve Cihad'tır" sözünü kapak edinerek çıkıyor. "Başlarken" yazısında kendilerini DİRİLİŞ NESLİ olarak isimlendirmeleri ilk bakışta dikkat çekiyor. Yazının devamı şu şekilde:

     "MUTLAK NİZAM İSLAM. Ne batı, ne doğunun maddeci felsefesi, ne Hindu mistisizmi bu gençliği kendi afsunu ile uyutamamaktadır. Bu gençlik İslam’ı mutlak nizam olarak kabul etmektedir. O, ne Siyonizm timsahının üst çenesi durumundaki Komünizm, ne de Siyonizm’in alt çenesi durumundaki Kapitalizmin dişleri arasında kendine yer aramaktadır. Ne faşizm safsatasını kendine rehber edinmiştir, ne de öteki Yahudi tuzaklarını kendi için bir yol olarak görmektedir. Akıncı gençlik çağlar üstü ve kavimler üstü bir nizam olarak İslam’ı tek kurtuluş yolu olarak görmekte ve bu hak davaya teslim olmaktadır."

     Derginin yazarları arasında Sadık Albayrak, Rasim Özdenören, Arif Altunbaş, Zeki Can, Akif İnan’ın ismini saymak mümkün.

     Dergi sayfaları özellikle dünya Müslümanları ve İslami hareketlerinden haberlere yer veriyor. Ayrıca eğitim amacına matuf olarak kaleme alınmış yazılar dikkat çekiyor. Bu yazılarda sıkça vurgulanan "ordu disiplini içinde, başa bağlı, hedefe; kararlı, inançlı bir şekilde, davayı her haliyle yaşayarak, sonra yaşatmak için elden gelen her gayret yapılmalıdır” ifadesi Akıncıların hareket mantığını yansıtmaktadır.

     Akıncılar ayrıca Türkiye'deki İslami Hareket içerisindeki yerlerini şu şekilde tanımlamaktadırlar:

     "İslami Hareket iman ve cemaat ikilisinden oluşur. Dünya üzerindeki parça parça İslami tavırlar bir bütünlük arzetmek zorundadır. Bütün Müslümanlar aynı zamanda birer askerdirler. Bundan dolayı imam cemaat ikilisini bir orduya benzetebiliriz. Bütün dünya Müslümanları bir ordu haline gelmeye mecburdurlar. Türkiye'de Müslümanlar sosyal, iktisadi ve siyasi alanda aktif mücadele içerisindedirler. Bu mücadele kolları bir ordu disiplini içerisinde yürütülmektedir. Türkiye'deki Müslümanlar bütün dünya Müslümanlarını da içine alabilecek bir ordu hareketini başlatmışlardır. Bu ordunun dışında kalanlar samimi olsalar da bilmeden İslam dışı güçlere hizmet etmiş olurlar.

     Müslümanların en önemli özelliği teşkilatlanmasıdır. İki kişilik bir Müslüman cemaatin varlığı söz konusu olduğuna göre, İslam’da tek kalmamak ve ordu hareketi içerisinde olmamak, mazeret kabul etmeyen büyük bir suçtur.

     Akıncılar, bu ordunun öncü kuvvetleri, koruma askerleridir. Akıncıların ortaya çıkışı bu ihtiyaca cevap vermek içindir. Akıncılar 400'ü aşkın teşkilatı ve olgun kadrosu ile görevini başarmada umut verici bir statüye kavuşmaktadır. Sevdiğini ALLAH için seven, sevmediğine ALLAH için düşman olan Akıncılar Müslüman ordusunun "kelle koltukta" fedaileridir.

     Edirne’de Ülkücülerce şehid edilen Erdoğan Tuna, Kartal’da solcularca şehid edilen Nazım Durmuş, Fatih’te şehid edilen Metin Yüksel ve niceleri, bu davanın mihenk taşları olmuştur. Sonraki gelen nesil ise şehid Metin Yüksel’i kendine ideal olarak bu kutlu bayrağı kaldırmanın sevdasını taşımışlardır.

     1978 yılının Aralık ayında patlak veren Maraş olayları ile birlikte başlayan sıkıyönetimle birlikte 1979 yılı içerisinde 500 kadar teşkilata sahip Akıncıların şubeleri birer birer kapatılmaya başlanmıştır. 1977’de Mehmet Tellioğlu başkanlığa getiriliyor. 1979’da Mehmet Güney başkanlığa getiriliyor. Sadece gençlik derneği ile kalmıyor, Akıncı İşçiler, Akıncı Memurlar, Akıncı Sporcular dernekleri de kuruluyor. Toplamda 1200 civarında dernek şubesi söz konusu. Akıncılar isimli dergi yayınlanıyor.

     (Öncesinde İstanbul Kasımpaşa’da Mustafa Aydıner öncülüğünde Akıncılar Kültür Spor Derneği kurulmuş. Benzeri dernekler farklı semtlerde açılmış.)

     Akıncılar Derneği 27 Kasım 1979’da basılıyor; 13 Aralık 1979 tarihinde ise Ankara Sıkıyönetim Komutanlığınca kapatılıyor. Yerine 7 Mart 1980’de Akıncı Gençlik Derneği kuruluyor. Seriyye isimli dergi yayınlanıyor.

     12 Eylül’den sonra Mamak’ta Akıncılar ana davasında 140 kişi yargılanıyor.

     Türkiye dışında İslam ülkelerinde ciddi hareketlenmeler olmaktaydı bu aralar. Afgan cihadı, İran İslam Devrimi İslami gençliği motive etmiş. Şehid Metin Yüksel ve arkadaşları İzmir’deki İran konsolosluğunu basarak komünistleri saf dışı bırakmıştır. 1940’lı yıllarda başlayan İhvan Hareketi Türkiye’de ciddi rağbet bulmuş, İslami cihadın öncülerinden olan Abbud ez Zümer ve Halid İslamboli’nin Enver Sedat'ı öldürmeleri en çok Türkiye İslami hareketlerde rağbet bulmuştur..(İleriki safhada geniş şekilde bunlara değineceğiz inş.)

     Tekrar konuya dönecek olursak; Ankara genel merkez kapatılıncaya kadar, bu kapatılmalar Akıncıları ciddi biçimde etkilememiştir. Ankara aracılığıyla koordinasyon devam ettirilmektedir. Bu arada dergide kapatılmalar üzerinde sık sık dikkat çekilen bir konu da "derneği kapatılan Müslüman’ın savaşı durmaz" şeklinde ifade edilen, çalışmaların illegal bir zeminde de olsa devam ettirilmesi gerekliliğiydi. Ancak 1980'e gelindiğinde Akıncılar Derneği genel merkez dâhil kapatılıyordu. Bu kapatılma ile birlikte sayısı 500'ü bulan dernek ve her bir derneğin çevresinde kümelenen insan potansiyeli arasındaki organik ilişki ve koordine kopuyordu. Etkin şahsiyetlerin olduğu bölgelerde İslami çalışmalar dernek olmaksızın yöresel çalışmalar şeklinde varlığını devam ettirmiştir. O an için hayır mülahaza edilmeyen kapatılmalar, esasen 12 Eylül askeri darbesiyle birlikte üniversite zemininde süregelen İslami tebliğ çalışmalarının inkıtaa uğramadan devam etmesi gibi bir olumluluğu da beraberinde getiriyordu.

     1980 başlarında legal faaliyet zeminlerini yitiren üniversite öğrencileri birbirleri arasındaki ilişki ve hiyerarşileri legal zemin olmaksızın şekillendiriyor ve 12 Eylül askeri darbesinin getirdiği olumsuzluklardan en az etkilenerek faaliyetlerini sürdürüyorlardı.

     Üniversitelerde yakalanan bu başarının diğer zeminlerde de devam ettiğini söylemek oldukça zor. Derneklerin kapatılması ile birlikte birçok bölgedeki çalışma ve gayretler sona ermiştir.

     Akıncılar bünyesindeki gençliğin kontrolünü elinden kaçıran ve bu arada da zaten Akıncılar derneğinin de kapatılmasıyla gençlik teşkilatından yoksun kalan MSP, Mart 1980'de Tevfik Rıza Çavuş başkanlığında Konya merkezli "AKINCI GENÇLER DERNEĞİNİ" kurduracak ancak bu dernek ancak altı ay yaşayabilecektir.

     Akıncıların çok kısa bir süre içerisinde 500'e yakın şubeye kavuşmasının sebebini irdeleyecek olursak, 1970'li yılların son döneminde kendini gösteren terörizmin, insanlarda kendilerini herhangi bir oluşum içerisinde ifade etme isteği, başka bir deyişle yapılanmaların güvenliğine sığınma isteği önemli bir etkendir. Ayrıca MSP'nin de Akıncıları sahipleniyor olması meşruiyet zeminlerini artırmaktaydı.

     Kısa ömrüne rağmen etkinliğiyle öne çıkan Akıncılar ülke çapında yankı uyandıran büyük eylemliliklerin altına imza atmışlardır. Bu eylemlerden başlıcaları:


     24 Kasım 1979, Kayseri Mitingi

     Kayseri'de toplanan on bini aşkın Akıncı, Afganistan Müslümanlarının mücadelesini desteklemek amacıyla bir miting ve yürüyüş düzenlemişlerdir. Miting haberini veren Akıncılar dergisi devamla şunları aktarıyor: "Miting sonrasında bazı çevreler büyük bir telaş ve korkuya kapıldılar. ABD'nin, Siyonistlerin incinmesinden korkan bazıları ise hemen efendilerine bağlılık mesajları yayınlamaya başladılar.

     Değişik çevrelerin bu tepkileri içinde CHP Genel Sekreteri Mustafa Üstündağ ile CHP Adana senatörü Hayri Üzer'in yaptıkları konuşmalar hayli ilginçti. Mustafa Üstündağ; "Kayseri mitingi ve yürüyüşü cumhuriyet tarihinin en çok üzerinde durulacak ve de düşünülecek olayıdır."


     1 Nisan 1979, Sakarya Mitingi

     Sakarya'da yüz bin kişinin katılımıyla gerçekleşen miting Türkiye tarihine birçok yönden ilk olma özelliği taşımaktadır. "Dünya Müslümanlarıyla dayanışma mitingi" olarak adlandırılan mitingde İranlı, Suriyeli ve Filistinli birer konuşmacı misafir edilmişti. Ayrıca ilk kez kelime-i tevhid orijinal yazılışıyla bu mitingde açılmıştır.

     Bunların dışında Of, Turgutlu ve Tatvan'da, yurdun üç ayrı noktasında, toplumun sahiplenildiği tebliğ amaçlı mitingler tertip edilmiştir.

     Yine Erzurum'da Hicret yürüyüşü, Bursa'da Mescid-i Haram'ın işgalinin protesto edildiği mitingler yapılmıştır.

     1976 yılında kurulan ve 1979'un sonlarına gelindiğinde tamamen kapatılan Akıncılar, bu kısacık dönemde Türkiye İslam gençliğinin kendisini ifade ettiği ve üzerine düşen misyonu artılarıyla ve eksileriyle yerine getirmiş bir yapılanma olarak tarihe geçmiştir.


     SONUÇ

     1969 yılında başlayan İslami Gençlik mücadelesi 1980 yılına gelinceye dek yukarıda aktarmaya çalıştığımız serüveni yasamış, bu süreç içerisinde milliyetçi-mukaddesatçı çizgiden İslami çizgiye gelmiş ve hatta 1970'li yılların sonlarında dünya İslami hareketlerinden edindiği tecrübelerle tevhidi ve evrensel bir söyleme kavuşmuştur.

     1980 öncesi İslam gençliğinin düşünsel oluşumuna katkıda bulunan başlıca yayın organları; Diriliş, Büyük Doğu, Şura, Tevhid, Hicret, İslamî Hareket, Seriyye, Kıyam, Milli Gençlik, Sanatta ve Fikirde Hareket, Düşünce, Mavera, Hilal, Aylık Dergi, Gölge, Yeni Ölçü, Milli Gazete, Tebliğ, Şadırvan, Hicret 1400, Okru, Muştu, Tohum, Kriter, Tomurcuk, Köye Kente Selam ve Akıncılar'dır.

     İslam Gençliğinin Ruhi Kılıçkıran'la başlayan şehitler kervanı 12 Eylül'e kadar özellikle 1970'li yılların sonlarında artan bir hızla devam etmiştir.

     Komünistlerin şehid ettiği Müslüman gençlerin yanında, ülkücüler tarafından ve sistemin kolluk güçleri tarafından şehid edilen gençler, Müslüman Gençliğin yolunu aydınlatan birer meş'ale olmuşlardır. İslam davası uğruna şehid düşen tüm kardeşlerimizi rahmetle anıyoruz. Rabbim onların aziz kanlarını bereketli eylesin ve davamızda soluk almayı lütfetsin..


(Devam edecek)

Kadir Seven'den Alıntıdır.

 

854

Yorum Ekle

Yazdır

YORUMLAR

BU KATEGORİDEKİ DİĞERLERİ

n

01/07/2011 - 20:27 Milli Gençlik Vakfı ne güzeldi!

n

07/12/2010 - 23:01 Kapitalizmin Rasyonelleştirilmesi

n

06/12/2010 - 19:32 Hicret Diriliştir!

n

09/11/2010 - 14:40 Talebeler ve MSP

n

03/11/2010 - 23:17 Türkiye'de İslamî Hareketin Dünü, Bugünü

n

05/10/2010 - 14:58 Yoldaki İşaretçi: Seyyit Kutup

n

05/10/2010 - 14:52 Milli Görüş ve Bölünmelerin Perde Arkası

n

30/11/2009 - 21:22 Kudüs’e Yürüyen Adam: Halid Meşal

n

29/11/2009 - 23:10 Mahzun Ayasofya

n

29/11/2009 - 00:24 "İsim İsim, Olay Olay" Deşifreci Soner Yalçın

n

04/07/2009 - 23:51 Şehadetinin 29. Yılında Sedat Yenigün

n

19/05/2009 - 21:51 İslâmi Dergiler

n

16/05/2009 - 11:05 "Akan bütün kanlar Hak için aksa!"

n

14/05/2009 - 17:27 Yozlaşmanın Başörtüsü Versiyonu; Peruk

n

05/05/2009 - 21:47 28 Şubat'ın Seyir Defteri

n

12/04/2009 - 10:56 İhtilallerin terbiye ettiği İslâmcılık

n

01/04/2009 - 11:17 AKP türbanlı diye itiraz etti, halk seçti

n

31/03/2009 - 19:47 Ümmetin Başı Sağolsun!

n

17/02/2009 - 14:59 İran Devriminden 30 Yıl Sonra

n

07/02/2009 - 02:50 Alparslan Kuytul'dan Davos yorumu / VİDEO

n

26/01/2009 - 11:04 Millî Görüş Yemini

n

25/01/2009 - 22:16 Türk Tarihin Neresinde ?

n

23/01/2009 - 03:07 Mehmed Muzaffer Destanı

n

22/01/2009 - 18:47 Erbakan, Erdoğan ve İsrail'e destek meselesi

n

19/01/2009 - 21:04 Seks Canavarı İle Savaş

n

04/01/2009 - 23:58 Gençlik Meseleleri

n

19/12/2008 - 00:14 Tağuti düzenlerde yaşadığı gibi inananlar

n

15/12/2008 - 01:59 Bir Ömrün Hikayesi: Sabahattin Zaim

n

09/12/2008 - 21:22 Eskiden Taliban Gibi Düşünürdük (!)

n

08/12/2008 - 13:10 İşte Kudüs'te okunan ilk hutbe!

n

06/12/2008 - 22:00 Ağır Sanayi Hamlesi ve Erbakan

n

09/11/2008 - 11:42 İslamcılık ve Milli Görüş

n

07/11/2008 - 13:18 Aliya; kalbimiz

n

07/11/2008 - 12:54 MTTB, AKINCILAR, MGV, AGD ve Milli Görüş Gençliği'nin Serüveni

n

31/10/2008 - 23:24

Dünden Bugüne Kısaca D-8

n

26/10/2008 - 22:11 Ne oluyor bu gençlerimize ?

n

14/10/2008 - 13:08 Ecevit'in itirafı: ‘MSP OLMASA KIBRIS HAREKÂTINI GERÇEKLEŞTİREMEZDİK’

n

14/10/2008 - 12:38 Erbakan'ı anlamayanlar utansın

n

13/10/2008 - 12:03 Kim bu Deniz Gezmiş?

n

26/09/2008 - 11:04 Modern Takiyyeciler !

n

17/04/2008 - 11:53 Fatih Sultan Mehmed Kimdir ?

n

27/03/2008 - 09:00 Sedat Yenigün'ün Şehadetinden Sonra

n

27/03/2008 - 08:47 Sedat Yenigün Niçin Şehid Edildi?
 

Hatice Tüfekci
Katledilen Kavramlar
22/03/2010 - 16:35

Kürt Açılımını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?

Seçenekler
Destekliyorum.. Kürtlerle kardeşliğimiz pekişecek
Desteklemiyorum. Bizi ayrıştıracak
Kararsızım
Bilgim yok

Sonuçları Göster