Türk siyaset hayatında yer alan Milli Görüş'ün mevcudiyetinde, yaşlılar, ortayaşlılar ve gençler İslami olan her fikriyatta yer aldığı gibi bilhassa MSP döneminde kenetlenmişler, görülmedik bir tesanüt, yardımlaşma ve samimiyetle siyasi hayata girmişlerdir. Milli Görüşün mensupları, bir hayat nizamı olan dinin, her olaya koyduğu hududullahı, kendine ölçü alarak telakki edip, tebliğe gayret sarf etmiştir. Yaşlılar; bu hususta iki kategoride anılabilirler, fazla kalabalık olmayan bir gurub, anadan, atadan dindarâne bir hayatın sahibi olarak, Milli Görüş siyasi fonksiyonuna ellerinden geleni amâde kılmışlardır.
Yaşlıların; sonradan dindârane bir hayata başlayanları ise, ikinci kategori olarak, hayatlarının deli dolu olduğu dönemin verdiği cesaretle, geride bıraktıkları yılların, üzerlerindeki cemiyet ile ünsiyetleri, dâva yolunda birlikte koştukları yeni nesile, arkadaş olmayı bilmiş olmaları gibi gerek tebliğin zamanı geldiğinde veya kanunların suç saydığı düşünce veya fiiliyattan başı derde girenlerine, bütün mevcudiyetleri ile yardımcı olma görevinden kaçmadıkları müşahade olunmuştur. Böylece ağabeyler ve gençler diyalogu, siyasi parti çatısı altında tatbik edilmiş, dini cemaatlerin içyapılarındaki hoca-talebe diyalogu, MSP'de en mükemmel şekilde hayat bulmuştur. Öte yandan yüksek tahsil gençliği; bidayetden beri mütedeyyin insanların sevgi ve yardımlarına nâil olmaktaydı. MSP'de siyasi hayata iştirak edenler, tahsilin önemini, ülkenin üniversite mezunlarınca idâre edildiğini idrak etmelerinden dolayı,ülkemizin köyün de,kazasın da,şehrin de talebeye sahip çıkılmıştır. Bunun neticesinde de Müslüman gençlik de yüksek tahsil, bir vazgeçilmezlik hâline gelmiş, Milli Selamet partililer de bu gençlere geleceğin devlet adamı gözü ile bakmışlar ve yetişmelerinde kendilerini vazifeli addetmişlerdir. Ellerinden geldiğinden ziyade her talebeye yardımcı olma dersini, Bedir’de esir düşen müşriklerin, esaretten kurtulmaları için lâzım gelecek paraları olmayanlara, Hz. Peygamber(s.a.v)in,on müslümana okuma yazma öğreten her esir serbest kalacaktır vaadi ve öğretene bunu tatbik etmesi vak’asından almışlardır.
Daha ziyade kalabalık bir yaşlı gurubu,belli bir yaşa geldikten sonra,dini bir hayatı yaşamaya,tabii haylicesi de, hayatı nasıl yaşayacağını öğrenme yoluna aynı zamanda başlamıştı. Bu yaşlıların farklılığı,yetişecek olan genç nesile lâzım olan farklılıktı. Çünkü;teenni ile hareket eden,tecrübeli, Osmanlının son devrini ve Cumhuriyetin ilk yıllarında dinin ve mensuplarının hayat tarzını kavramış olanlar,bunu aktarma hususunda bir köprü olmuşlar ve tecrid metodunu kendilerini muhafazadan ziyâde,yeni nesillere aktarabilmek için kullanmış oldukları düşünüle bilir.
Misal olarak söyleyebileceğimiz,daha sonraları MNP ve MSP’yi teşkil edenler henüz siyaset topuzunu ele almamışken, Üniversiteler de ve lise seviyesine gelen sağcı ve solcu gençlerin birbirleriyle kavga,döğüş halindey ken,islâmcıların 1961 sonrasındaki tespitleri, TİP yâni Türkiye işçi partisinin öncülüğün de, Çetin Altan ve onun gibi materyalist eğitimin mağduru eşhasın,manevi anlayışı islâmdan değil de, Hümanizm denilen mason uyduru ğu ve yeni moda vijdan tartıcısı anlayışın da bulanlar,ülkeyi bolşeviklik ve komünizmin yatağına taşıma ema releri göstereceklerini anlamışlar ve tedbir olarak bu tehlikeyi devletin jandarmasının, polisinin önlemesi nokta sında gerek ahalinin gerekse siyasi partilerin gerekse de ailelerin evlatlarına sahip çıkmalarını hatırlatacak her çareye başvurmuşlardı. Ancak bu islâmcılar öğrenciyi ve bilhassa üniversite öğrencisini olayların içine girmemesi istikametinde yönlendirmeye gayret ediyor ve onun vazifesinin,okulunu bitirip de,devlet hizmetine geldiğin de, görevi kapsamına giren her olayda, Allah korkusunu içinde taşıyarak,kimseye taraf değil, Hakk’a riayeti, görevin de adil ve yansız davranışın esas olduğu şuûrunu taşımasını salık vermeye çalışmışlardır.
Elbette ki;bu tavsiyeleri dinlemeyenler olmuş,olaylar karşısında içine dalmakta tereddüt etmeyen gençler de vardır. Fakat bunlar da,tahsillerini yapma yolundaki kardeşlerine tavsiye olarak;biz bir kurban olduk! Fakat siz tahsilinizi tamamlayınız diyorlardı. Gel seni de kumpanyamıza alalım demiyorlardı. İslamcıların dışında ki bütün görüş sahipleri ise kimi nüfuzlu ailelerin,askeriye de olsun,emniyette olsun mevkıi ve makam sahibi kimselerin, kız olsun,erkek olsun,dâireleri içine dahil edip,yeri gelince onların tanıdıklarından istifade etmek ,bilhassa sağlık elemanlarından da guruplarının içine kazandırma gayretlerini güdenler,islâmcıların dışındaki gurupların işi olmuştur. İslamcılarsa,bacıları hiç bir şekilde,bu kavgaya çekmeyi akıllarından bile geçirmemişlerdir.
Nitekim;gerek MNP,gerek MSP döneminde olsun,gençlik kuruluşlarında olsun,ne Akıncılar ’da ne Milli gençlik vakfı,ne de MTTB’nin 1969 sonrasında ülkede yaşanan çılgınlıktan uzak olmayı seçişi,aklı selim davranışı tatbik leri,gerek solcu gerekse sağcıların,binlerce evladı toprağa verilirken,onların Anne ve babaları,ömürlerini evlat larının kabirlerini ziyaretle geçirdiler ve elan da geçirmekte olanlar bulunmaktadır. Muhterem Erbakan Hoca’nın siyasetinin gereği, Yûnus Emre’nin; “Yaradılmışı severiz Yaradandan ötürü”tespitine bağlı olarak nefsi müdafaa hâricinde kavga ve silaha sarılmayan islamcı gençlerin anneleri ve babaları;o acı zamanları,yarasız beresiz,kayıp sız atlatmanızı,bu akl-ı selime bağlamalısınız.
MSP‘si meclise 48 milletvekili ve 3 senatörle girmesinin akabinde hükümet kurma yolunun anahtarı olduğu görüldü. Sayın Demirel;hükümet kurmak istese,en yakını kendisinden ayrılmış,ancak içinden kısa zamanda ben niye ayrıldım diye geçirenlerin haylice olduğunu sandığımı söyleyebileceğim Demokratik Parti’yi yanına alabi lirdi. MSP’yi de Hoca gel;biz senlen mektep arkadaşıyız,rahatça hükümeti,üç parti olarak kurarız diyebilirdi. Amma demedi,çünkü, MSP’nin düzen partisi olmadığını biliyor, Erbakan Hoca’nın demir gibi bir iradeye sahip olduğuna herkesten daha çok inanıyordu. Kendini bir müddet iktidar koltuğundan uzak tutmağa mecbur oldu ğunu gördü. Yapacağı şuydu:”Millet bana muhalefet görevi verdi!”deyip kenara çekilmekti ve sonra da sabırla MSP’nin CHP ile bir koalisyon kurduğu taktirde millete dönüp,görüyormusunuz Erbakan Komünistleri iktidara taşıyor derken,o dönemin sağcı bir dergisi, Muhterem Erbakan Hoca’yı, Çin de Mao Çe Tungun iktidara gelme sine sebep olan, Dr. Sun Yet Sene benzeterek, CHP-MSP koalisyonuna kurulması aleyhinde atıf yapan yazılarla dolduruyorlardı sayfalarını. Böylece de, MSP ve Hoca’ya karşı şekerrenk olan zevatın endişelerini tırmalıyordu. Hele hele; Demokratik Partinin,” Demirel’in bir bildiği vardır”deyişi onun da koalisyon pazarlıkları dışında kala cağını açıklaması, Demirel’in beklemediği fakat göbeğini hoplata hoplata gevrek kahkahalar atmasına kâfi ve vafi oldu.
MSP’NİN PARTİ İÇİ İSTİŞARESİ
Yukarıda MSP/Talebe ilişkisinden bahs ederken, Osmanlıdan bergüzar seçmenlerin varlığından söz etmiş ve bunun ülke genelinde az olmadığını burada zikretmiş olalım. Bu bakımdan MSP’li seçmen yaşının ortalaması diğer partilerin yaş ortalamasından yukarıdaydı ve yaşlılar ile gençler arasındaki saygı seviyesi gençlerin ede binden dolayı hayli yüksekti. Yaşlıların yaklaşımında gençlere büyük bir sevgi ve takdir hisleri kendini gösteri yordu. Bu gençler câmilerde ispat-ı vücud ettiklerinde,yaşlılar belki de kendi evlatlarının bu güzellik içinde olmamasının üzüntüsünü,bu dindar gençliğin varlığıyla müteselli oluyordu.
Kimi yaşlılar bu mütedeyyin ve ihlas sahibi gençlere mim koyuyorlar ve onların daha sonraki yıllar da kaimpederleri olduklarına şâhid oluyorduk. Bu yaşlı MSP’lilerin çoğu CHP’nin dindarlar üzerindeki zulmünü kâh köylerinde kâh kasabalarında yaşadıklarından, MSP’nin CHP ile yapması söz konusu olunca,bu hâlden menfi şekilde etkilenmiş olduğunu söylemeden geçeme yeceğim.
Böylece sağcıların; CHP’nin dindarlara olan tavrını hatırlatmalarının mâkes bulduğu apaçık görülüyor du. Hâttâ değil taban da,hayalinden geçmeyen milletvekilliğini kazanmışlardan dönem sonunda 1977 seçimleri ne takaddüm eden günlerde,her gün ikişer ikişer,basın topllantılı istifalar yapanlar bu gibilerden başkası değildi. Neyse;biz CHP ile koalisyon öncesinin MSP’nin iç istişaresine atf u nazar edelim. “ Çok geniş bir istişare yapılması hususu planlandı.
İstişarelerin yapılmaya başlaması esnasında görünen iki ana görüş tarzı ileri sürüleceği tahmin olunuyordu. İlki,katiyyen koalisyon yapılmaması diğeri de koalisyon yapılsın,1971 12/Mart muhtırasından sonra ülke ekonomik bakımdan çok kötü bir hâle duçar edildi şeklindeydi. Bu arada da 1973 seçimleri esnasında Erbakan hakkında 35 dosya tanzim olunduğu bunların üçer beşer meclis başkanlığına savcılarca gönderilmekte olduğu görülüyordu. Bir mânâda üstü kapalı olarak tehdit, MSP’yi koalisyona girmesini temin içindi. Aksi halde.. Şu kadar hapis tutar diyen satırlar malum gazete sütunlarında yer alıyordu..
Yıllar önce,Muhammed Raşid Efendinin İstanbul vekillerinden rahmetli İbrahim Uysal kardeşim şunu anlatmıştı: “ Ankara da Erbakan Hoca bütün illerin temsilcilerini toplamış,tek tek koalisyon yapalım mı? Yapmayalam mı? Şeklinde görüşlerini kısaca ve kanaatlerini alıyordu. Ben de o toplantıdaydım. Vazifeli arkadaş toplantıda yoktu. Sıra Eskişehir’e gelince hem soruya bu merhalede koalisyon yapmayalım dediğim de, İsmail Müftüoğlu hemen yanıma koşup,sen kim oluyorsun? Böyle sözü nasıl söyleyebilirsin? Senin yaşın ne başın ne deyivermişti. Halbuki ben gösterişli olduğum gibi yaşlı da gösteriyorum. İsmail Bey,benim o sıradaki yaşımı bilseydi,belki de popoma bir tekme yerleştirip hadi veled sen de diye kovalayabilirdi. Erbakan Hoca; İsmail bey,bırak arkadaşı sözünü tamamlasın diye ikaz etti.
Ben devam ettim,bu aşamada öyle bir ret yapılsın ki,bunların yeniden kapıya gelme leri pek güç olmasın,çünkü Türkiye artık iki kutuplu olma dönemini bitirmiştir. Artık islamcılık Türk siyasi hayatı na girmiştir. Parti tek tarafa meyl ederek artık söz sahibi olamaz. Kendini büyütürken her iki tarafla da koalisyon yapacak,fikir ve kadrolar yetiştirmeli dedim. Erbakan Hoca; İsmail Bey,bak gördünmü kardeşimizi? Diyerek bana teşekkür etmişti.” İbrahim Uysal kardeşimiz o istişare esnasında henüz 18 yaşında idi. Edirnekapı Tokmaktepe kabristanın da ebedi uykusunu uyuyor.
Bir ihvanı vefatından kısa bir müddet sonra rüyasında görmüş ve nasılsın Hace İbrahim demiş,merhum vefatından önce Eyüb İmam Hatip okulunda öğretmendi. Cevabı;çok iyiyim olmuş. Arkadaşı sormuş peki ne yaptın da böyle oldu? İbrahim merhum demişki;hiçbir islâm büyüğüne söz etme dim,hiç bir islâmi meşrebe de çatmadım. Hakikaten İbrahim’in,istişarede söyledikleri gerçekleşti. Bu günümüze kadar, CHP/MSP hükümeti daha sonra 1. Ve 2.Milli cephe hükümetleri ve 1996’da da DYP ile kurulan koalisyon dolaysıyla dört defa hükümet kurmanın merkezini oluşturmuştur.
Fakat,hiç unutmuyorum Hoca CHP’yi kurullar, genel yönetim gibi bahanelerle biraz yorduktan sonra hayırlı Salı’yı ifade ederek,kapıyı da açık bırakarak talebin geleceğini,ferasetiyle,basiretiyle görmüş oldu. Fiemanillah.
Metin Hasırcı