Bugün : 1 Recep 1433 - 22 Mayıs 2012

21:57 Taziye     |      18:45 Ankara MTTB'den "Muhteşem" tiyatro     |      13:22 Metin'in hesabını soracak güçteydik!     |      01:01 Akıncılar MTTB'den neden ayrılmıştı?     |      01:00 İslamcıların Hikayesi     |      22:48 Yeni Genel Başkan: Salih Turhan     |      20:27 Milli Gençlik Vakfı ne güzeldi!     |      12:33 Çanakkale Ruhu Ankara’da Şahlandı!!!     |      11:49 MTTB: 'Kanlı Pazar'dan ders aldık!     |      14:34 Ankara'da İsrail Büyükelçiliği Önünde Toplanıyoruz!     |     

 
.: Yazarlar :.

Eşya, totem, fetiş, çarşaf vs.
27/11/2008 - 23:52

Rasim Özdenören

Kim kimin üzerinde duruyor? Eşya mı insanın üzerinde, insan mı eşyanın üzerinde?..

Bu tartışmalar bu ülkede 1970'li yıllarda doludizgin yapılmıştı.

O tarihte, yeni Müslüman olduğu söylenen Ian Dallas (Abdülkadir Essufi) evlerdeki koltukları kanepeleri dışarı atmayı öğütlüyordu. Bazı arkadaşlar koltuklarını, kanepelerini pencerelerden dışarıya attılar. Takvada daha ileri boyutlarda olanlar televizyonlarını da kapı dışarı etti.

Bazı tanıdıklarımız bu yüzden kendi evleriyle kavgalı hale düştü.

Evlenecek gençler mobilyasız eve razı olmak isteyen gelinler aradılar. Ve bazı evlerde, koltuktan kanepeden arındırılmış evler kilimle ve duvar kenarlarına dizilmiş minder ve yastıklarla döşendi. Bu arada yemek masaları da atılmıştı.

Ben, bütün bu olup bitenleri kınamıyorum. Fakat bir gün, bizi, evimizde ziyaret eden, vaktiyle sinema oyunculuğu yapmış olup da Müslüman olduğunun bilincine yeni varan bir hanım misafirimiz, bizim evde koltukların ve kanepelerin halen atılmamış olduğunu, odada bir televizyon setinin hâlâ orada durup durduğunu görünce: “Ben bu evde oturamam, ben bu evin mefruşattan arındırılmış olduğunu düşünüyordum” diyerek bizim hanımı ve aslında beni kınamış. Bizim hanımsa bütün bu olup bitenlerden haberli olmadığı için maruz kaldığı protestodan bir şey anlamayarak şoke olmuş.

Aslına bakılırsa o süreç esnasında evdeki bazı eşyaları atıp atmamakta tereddüt ettiğimi itiraf etmeliyim. Beni bu işi yapmaktan alıkoyan faktör başka bir şeydi. O tarihte annemle ve babamla birlikte kalıyorduk. Evdeki eşyalar zahiren benim mülkiyetimde görünse de manen onların tümü evin ortak malıydı. Ve benim eşya üzerinde tasarruf edebilmem evin öteki üyelerinin rızasına bağlıydı. Fakat koltuğun kanepenin birer gâvurluk alameti olduğunu onlara anlatabilmem imkân dışı görünüyordu.

İşte o sırada kafamı aydınlatan bir olay yaşadım. Mavera dergisine yeni Müslüman olmuş İsviçreli bir ziyaretçimiz gelmişti. Derginin yönetim yeri binanın dördüncü katındaydı. Sohbeti tamamlayıp binayı terk ederken asansörün önünde durdum; düğmesine basıp asansörü çağırdım. Misafirimiz asansöre binmeyi reddetti. “Allah bize yürüyelim diye ayak vermiş, dedi, üstelik bu cihaz gâvur icadı, onu kullanmak caiz değil.”

İsviçreli yeni Müslüman Muhammed'in bu itirazı birden kafamdaki dağınıklığın ve tereddüdün izalesine yol açtı. Ona dedim ki: “Doğru söylüyorsun, bu cihazı kullanmak senin için caiz değil; çünkü senin ülkende bu cihaz ve benzerleri fetiş haline getirilmiş; bizim için öyle değil, bizim için bunlar nesnelerdir, bize musahhar kılınmış nesnelerdir. Sen yürüyerek in, ben asansörü bekleyeceğim.”

Bu mülâhaza tarzı Abdülkadir Essufi'nin telâkki tarzına da bir cevap oluşturuyordu. O da, eşyanın put haline, fetiş haline getirildiği bir ülkenin kültüründen gelen birisi olarak, insanın üzerinde hükümranlık kuran eşyayı protesto ediyordu. Bu protesto İngiltere'de ve bütün Avrupa ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletleri'nde geçerliydi. Çünkü eşya orada fetiş haline getirilmişti. Fetiş haline getirilen bir nesneye artık insan tasarruf edemez, bilakis o eşya insan üzerinde tasarruf sahibi olur. Ve bu yüzden reddedilmelidir.

İmdi, olayın siyasal ve/ya dinî yanını bir tarafa bırakarak yaklaştığımızda, bazıları için sadece bir giyim tarzı olarak benimsenen çarşaf veya başörtüsünün; bazılarının kafasında totem, fetiş, hatta tabu haline getirilmiş olduğu görülmektedir. Şimdi bu görüşe sahip olanların bu giyim tarzına dokunabildiklerini, onu elleyebildiklerini görmek bir fetişten kurtulmanın işareti olarak kabul edilebilirse; kılık kıyafetin insan üzerinde değil, fakat insanın kılık kıyafet üzerinde tasarruf etmesinin yolunun açılması beklenebilir


205

 

Yorum Ekle

Yazdır
 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

n

27/11/2008 - 23:52 Eşya, totem, fetiş, çarşaf vs.

n

17/11/2008 - 23:22 Gün doğmadan önce

n

26/10/2008 - 16:36 Bir taverna kapısında görüşme

n

09/10/2008 - 19:11 Fetişe dokunmak
 
 

Hatice Tüfekci
Katledilen Kavramlar
22/03/2010 - 16:35

Kürt Açılımını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?

Seçenekler
Destekliyorum.. Kürtlerle kardeşliğimiz pekişecek
Desteklemiyorum. Bizi ayrıştıracak
Kararsızım
Bilgim yok

Sonuçları Göster