NELER YAZDIK?

Dön Bak Dünyaya!

Paylaşmak İsterseniz.

Hayatımızda kaç kere kainata, yaratılanlara bakıp, bir nesneyi inceleyip Allah’ın yarattığı bir varlıktaki hikmeti ortaya çıkarıp “… رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَٰذَا بَاطِلً”  (Ey Rabbimiz! Sen bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Al-i İmran-191) diyebildik?

Ya da şöyle diyelim bu dengeyi görüp sıradanlık perdesini kaldırabildik mi? Herhangi bir şey sürekli olduğunda biz görmemiz gerekenleri göremeyebiliyoruz. Kainatta bir düzen var ve bu düzen bir saat hatta bir dakika bile şaşmıyor, saati saatine, öylece, ince bir çizgide devam ediyor. Bu ince düzen elbetteki tesadüfi değil bizim gibi tabiatta  Rahman’ın “Ol” demesine muhtaç. Muhtacız, muhtaç olduğumuz kadar aciz, acizliğimizi göremeyecek kadar da küstah..

Dünya derdi, koşturması bizi o kadar meşgul eder oldu ki sabahları sadece bir dakikamızı ayırıp göğe bakıp tefekkür bile edemiyoruz,. Oysaki ruhen de muhtacız.. Sürekli zamandan yakınıyoruz, hep acelemiz var, işimiz var.. Ne zamanı bize bahşeden Rabbimize bir dakikamızı ayıracak vaktimiz var ne de kendimizi dinlemeye. Başımızı kaldırıp, göğe bakarak, soluduğumuz havaya artık alıp verdiğimizi farkında dahi olmadığımız  nefese, şükredemiyoruz. Ucu bucağı olmayan o gök altında tüm insanlığın olduğunu düşünemiyoruz. Öyle ki; zalim de mazlum da o saf, temiz, mavi gök altında.  Çünkü O, Rahman… Rahman, dünyada kafir veya mü’min ayrımı yapmaksızın her kula nimet veren. Rahman olan Allah bizleri bu kadar rızıklandırmışken bizler O’nun için neyi feda edebiliyoruz? Yaratılan bu eşsiz aleme bakıp Rabbimizi neden anımsayamıyoruz? Bizler Rabbimizi anmayı ne zaman bıraktık, şükürden ne zaman bu kadar uzaklaştık?  Kahverengi dallardan çıkan yeşil yeşil yapraklara bakıp tefekkürle umudu niye göremedik? Oysa tefekkür ve tedebbür Rabbimizin bize verdiği bir ödevdir. O, kainatı boş yere yaratmadı. Kainattaki her şeyin bir manası ve sebebi vardır. Müslüman, evrene muhataptır. Tefekkür ve tedebbür onun bir görevidir.

Bizler hayatımızı öylesine yaşar olduk ki niçin geldik, gayemiz nedir bunları unuttuk. Amaçsız yaşayarak malesef bu hayattan tat alamadık. Necip Fazıl diyor ki: “Sonum yokluk olsa bu varlık niye?” Peki bizler düşünebildik mi bu varlık niye?  Bunu düşünüp, idrak ettiğimiz gün hayatımızda farklı kapılar açılacak. Hatta hayatımız daha anlamlı hale gelecek. Kainata bakışımız bile değişecek, kainatın her bir zerresinde Rahman’ın merhametini, kudretini hissedeceğiz. Akşamları göğe baktığımızda yıldızlar daha anlamlı olacak. Güneş artık daha anlamlı doğup, batacak. Hayata böyle bakmaya başlayınca değişeceğiz. Başta kendimiz değişip ardından elinden tutmamız gereken kardeşlerimizi değiştireceğiz.

Bu ruhu kaybettik, kaybettiğimiz bu ruhu tekrar diriltmek; ömrü, hayatı anlayarak geçirmeyi bir görev olarak bilmek… Farkında değiliz, farkına vardır Ya Rabb!

Fatma Aydemir Author
Ümmetin derdiyle dertlenmeye çalışan bir İlahiyatçı.
×
Fatma Aydemir Author
Ümmetin derdiyle dertlenmeye çalışan bir İlahiyatçı.
Latest Posts