NELER YAZDIK?

Eğitim ve Sistem

Paylaşmak İsterseniz.

 

“Eğitim sistemimizin iki önemli eksikliği vardır: eğitim ve sistem” Nurettin TOPÇU

Topçu yıllar öncesinden bu günlere taşıdığımız malum sorunu ne kadar anlamlı ve düşündürücü şekilde tespit etmiş. Eğitim, herkesin hemfikir olduğu üzere toplumu besleyen atardamar vazifesindedir. Bizler ne kadar iyi ekonomiye, dev askeri güce sahip olsak dahi toplumun temelinde sağlıklı bir eğitim yoksa elimizdeki güç kaynakları da zamanla kayba uğrayacaktır.

Eğitimin zaman ve zemindeki gerekliliğini kabullenip eksiklere yama kabilinden takviyeler yapmaya çalışsak da ne yazık ki aradığımız eğitim sistemine ulaşamıyoruz. Zira, -Topçu’ya atıfla- eğitim sistemindeki ehemmiyetli eksik, eğitim ve sistemdir. Eğitimciler, eğitim minvalinde ne öğretecekleri konusunda büyük bir karmaşa içerisinde. Ezici çoğunluğa bakıldığında ülkenin taze beyinlerinde pozitif bilimler noktasındaki başarı azmi, ahlaki yeterlilikten önde geliyor. Makine değil, insan yetiştirdiğimizi unutuyoruz çoğu kez. Örtük eğitim programları içerisinde öğrencilere kazandırmayı hedeflediğimiz çok önemli başlıklar mevcut iken örtük programların sınav sistemlerine madden ve doğrudan etkisi gözlemlenmeyince esasında oldukça önemli olan çalışmalar maalesef ki eğitimciler, aileler ve öğrenciler için önemini yitirmeye başlıyor.

Toplum olarak milli birlik, vatan, çevre, saygı, sevgi ve daha saymakla bitmeyecek bilumum değerin önemli olduğunu ne kadar zikretsek de evlatlarımızın insani davranışlarına ölçüsüz tolerans sağlamaktan da geri durmuyoruz. “Aman hocam çöpü yere atmış, büyüklerine saygısızlık etmiş, büyüdükçe öğrenir… Siz şimdi ders durumlarını söyleyin o kadar uğraşıyoruz onun için…” minvalindeki cümleleri öyle çok işitiyoruz ki. “Ama evladınızın daha büyük sorunları var bir kulak verseniz…”

Gençlerin dillerinden ne sözcükler dökülüyor kir akıyor sanki, ne ilim ne saygı her türlü bilinçten uzak popülizm peşinde en verimli çağlarını kirletiliyorlar. Bizler dünyadaki zulümlere sessiz kalan organizmalar değil, acıyı yüreğinde hissetmediğinde insanlığını sorgulayan bireyler yetiştirmeliyiz; edep-ahlak bilen, adab-ı muaşeretten haberdar olan, başta kendisine ardından çevresine saygı duyan insanlar. Ezcümle, derdimiz üst düzey yazılım üretmeyi kendine dert belleyen ‘yapay zekaları’ hayatın ortasına bırakmak olmamalı.

Bahse konu eğitim eksikliğinden mütevellit neyi öğreteceğimiz neyin öncelikli olduğu sorunları arka plana atılmış gibi. Örtük programların öğrencilerde karakter oluşturma noktasında ne kadar önemli olduğunu anlayıp desteklemek hepimizin boynunun borcu ve fakat ilk adımda “eğitim sisteminde olmayan eğitim” den başlanması gerektiği kanaatindeyim.

Peki sistem? Sistemin, verilecek eğitimin felsefesini taşıdığından sebep ki bizler önceliği akademik başarıda arıyoruz oysaki insani duygular yanlış sistem üzerine yanlış eğitim verildiği için yok sayılıyor. Göz ardı edilen eğitim felsefesi gerçeği ve akabinde sistemimizin özümüze çok uzak felsefelerden besleniyor oluşu karşısında bu toprakların evlatlarının uzun vadede başarı gösterememesi yadırganmamalıdır(başarılı olanlar da insanlıktan uzaklaşmışken)… Eğitimimize, hayatımıza tatbik ettiğimiz felsefeler bireylerin kıymetli birçok duygusunu ellerinden alıyor, öyleki bir çiçeğin açmasında günün doğmasında gecenin çökmesindeki o hayret edilesi ihtişamı dahi göremez hale getiriyor. Katlettiğimiz eğitim ve öğretim, çocukların ruhsal sorunlarının temelinde dahi varlığını koruyor.

Yıllarca “her teknoloji, yanında kendi ahlakını da getirir” demeden, batının teknolojisini alalım ahlakını almayalım diye kendimizi kandırıp durduk. Aldığımız her bilginin beraberinde onların felsefelerini, düşüncelerini, sistemlerini aldık.

Şu an dünya üzerinde sayılamayacak fazlalıkta eğitim model ve sistemleri varsa da bize en iyi gelecek olan yine bizim fikri birikimimizden kuvvet alan bir sistem olacaktır. Sistem ve eğitim adına atılacak büyük bir adımın heyecanını yaşıyor ve yetkililerin bu süreci en iyi şekilde yöneteceğine inanmakla birlikte güncel dair tereddütleri de içimizde taşıyoruz. Kıymetli bir hocamın da yazısında lafzettiği gibi “Eğer bu treni kaçırırsak vebali altında ağır biçimde eziliriz.”

Biz eğitimciler ve ailelere düşen en büyük sorumluluk ise her evin bir eğitim yuvası olduğunu unutmadan gelişimin sınırlarını aşmamız gerektiğidir. Zira bunun önünü alamazsak eğer nesillerimiz dış etkenlerce uyutulmaya, sosyal medya tarafınca zehirlenmeye devam edecekttir. Bizler bir şekilde çevremize hakikati doğruyu güzeli anlatmalı, bireylere organizma değil de insan olma gayesiyle yol tutturmalıyız. Öyle ya, eşref-i mahlukat olmakta esfel-i sâfilîn olmakta bizlerin tercihi…

Doğru sistem ve eğitime kavuşacağımız günlerin duası ile…

Selametle Kalın…

Fen ilimlerine meraklı muallim, çoğu zamanda ilim talebesi
×
Fen ilimlerine meraklı muallim, çoğu zamanda ilim talebesi
Latest Posts