İZ BIRAKANLAR

Hz.Fatıma

Paylaşmak İsterseniz.

Rabbimizin Kuran’da Üsve-i hasene olarak aleme takdim ettiği Resulallah(sav):

“Fatıma benden bir parçadır. Onu üzen beni üzmüş olur, onu sevindiren beni sevindirmiş olur” buyurmuştu…

Üsve-i hasene’den bir parça..

Parça da bütündendir ve öyleyse Fatıma annemiz de ümmetin hanımlarının yegane üsve-i hasenesidir. Hayatın her alanında bizlere örnektir.

Nasıl iyi bir evlat, iyi bir dava hanımı, iyi bir eş, iyi bir anne, iyi bir alime olunacağını yaşayarak gösterir aleme..

Hz. Fatıma(ra) öyle bir hanımdır ki,

“O annesinin sütünü bıraktı, Kuran’ın o rahmet dağıtan mesajlarının sütünü içmeye başladı. Böyle olunca da o Kuran evinin kızı oldu; Vahiy hanesinin kızı oldu; Vahiy ile büyüdü; Vahiy ile gelin oldu ve vahiy semadan kesildikten altı ay sonra da bu dünyadan göçüp gitti.”

O öyle evlattı ki,

10 yaşlarında, Kabe’nin avlusunda Resulallah (sav) namaz kılarken üzerine atılan işkembeleri küçücük yaşıyla gidip O temizlemişti.

“Fatıma olmak: el atmak demekti.

Fatıma olmak: temizlemek demekti.”

Bu gün de Resulallah’ın (sav) davasına atılan işkembeleri temizlemek Fatıma annemizin izinde gidenlere yakışırdı.

Ümmetin kızlarının izinde gitmesi gereken ilk kişiydi zaten Fatıma annemiz. Hele evliliği ile yegane rehber oluyordu Resulallah’ın kızı, Resulallah’ın ümmetine.

“19 yaşlarında taliplileri gidip gelmeye başlamış, en sonunda Hz.Ali (ra) nasibi olmuştu. Efendimiz (sav) kendi mübarek elleriyle kızını gelin etmiş, ona çok güzel düğün yapmıştı. Ensarın hanımlarından Ümmü Süleym(ra) düğünü anlatırken şöyle diyordu:

-Biz Fatıma’nın düğünü kadar güzel bir düğün görmedik

Çünkü O’nun düğününde riya yok, ihlas vardı, Allah var, Allah’ın sınırları vardı, bir kerecikten ne çıkar yok, bir kerecikten çok şey çıkar korkusu vardı.

Hz.Fatıma (ra) annemizin de her kız gibi çeyizi vardı. Ama nasıl çeyiz..

İçinde; 3 minder, 1 halı, 1 yastık, 2 el değirmeni, 1 su tulumu, 1 su testisi, 1su bardağı, 1 elek, 1 havlu 1 koç postu, eski bir kilim, hurma yaprağından örülmüş 1 sedir, 2 elbise, küçük de bir yorgan…”

Böyle bir evden aleme örnek oluyordu annemiz. Bu evde yetişiyordu Efendimiz’in (sav) kıymetli torunları ve o kıymetli soy bu evden aleme nur oluyordu..

Fatıma annemiz gelin olup damat evine götürülürken Rasulullah’ın (sav) gözleri dolu dolu oldu. Gelin eve yerleşip insanlar dağıldıktan bir süre sonra Rasulullah (sav) geldi. Sağına kızı Fatıma’yı, soluna da Hz. Ali’yi (ra) otutturdu. İçerdekilerden bir su isteyip ellerini o suda ıslattı. Sonra bir şeyler okuyarak önce Hz. Fatıma’nın göğsüne, sırtına ve omuzlarına serpti, sonra Hz Ali’ye (ra) de aynısını yaptı. Birde düğün hediyesi verdi onlara.

Evlenecek gençlere verilecek en güzel kelimeleri söyledi:

-Allah bu evliliğinizi ikiniz içinde bereketli kılsın. Bereketini üzerinizde daim eylesin. Ve ikinizin arasını da hayırlarla birleştirsin, deyip Felak ve Nas surelerini okuyup üzerlerine üfleyip çıktı.”

Ondan sonra o ev bambaşka bir ev oldu. Her şey güllük gülistanlık değildi elbet.

“Sorunları oluyordu ama onlar sorunu sorun olarak bırakmıyorlardı.

Hz. Ali (ra) diyor ki:

-Yoğun koşuşturma ve meşguliyetlerin ardından eve gelip Fatıma’nın yüzüne baktığımda bütün gam, üzüntü ve yorgunluklarım yok olup giderdi.

Bir gün Efendimiz o haneyi ziyarete geliyor. Kapının önünde gülüşmeleri ve sevinçleri duyuyor. İçeriye girip onları o halde görünce öyle seviniyor ve diyor ki:

-Söyleyin bakalım sizi bu kadar sevindiren şey nedir? Neye gülüyordunuz? Söyleyin de ben de güleyim

Fatıma (ra) annemiz diyor ki;

-Babacığım, amcanın oğlu ile tartışıyorduk. Ben diyordum ki babam en çok beni seviyor, o diyordu ki Resulallah en fazla beni seviyor. Biz bunu tartışırken gülüyorduk ki sen geldin. Şimdi söyle babacığım beni mi çok seviyorsun amcanın oğlunu mu?

Efendimiz(sav) ikisinin de ellerini avucunun içine alıp dedi ki:

-Kızım sen benim kızımsın. Ben seni bir babanın evladını sevmesinin üzerinde bir sevgi ile seviyorum. Ali’ye gelince, o benim kardeşimdir. Benim gözümde izzet ve kerem sahibidir. Onu da bir kardeşin diğer bir kardeşi sevmesinin ötesinde bir sevgi ile seviyorum.”

“Aralarında böyle tatlı tartışmalar çokça olurken, bazen de işin biraz ciddi noktaya gittiği oluyordu.

Öyle bir tartışmadan sonra Fatıma annemiz evden ‘seni babama söyleyeceğim’ diye çıkmıştı. Hz. Fatıma (ra) önde Hz. Ali (ra) arkada Efendimiz(sav)’in yanına gittiler. Hz. Fatıma babasına sarılıp ağlamaya başladı. Efendimiz (sav) ise kızının gözyaşlarını silerken yaptığı tek şey,

-Kızım, eşinle konuş, ona sıkıntılarını açıkça anlat. Onunda seninle konuşmasına imkan ver, onu dinle, makul davran, bir kadın eşinin makul isteklerini yapmazsa kendini büyük bir sıkıntıya atmış olur, demekti.

Bu sözleri duyduktan sonra Hz. Ali (ra) dedi ki:

-Yaptığımdan vazgeçtim ey Fatıma. Allah’a yemin olsun ki bir daha hoşuna gitmeyecek bir şey yapmayacağım.”

Yine bir gün Efendimiz Hz. Ali’nin ve ashabtan bazılarının da bulunduğu bir toplulukta:

-Kadın için en hayırlı özellik nedir? diye sormuştu. Oradakiler çeşitli cevaplar vermişti ama Efendimiz (sav) memnun olmamıştı. Hz. Ali (ra) eve gelip Efendimiz (sav) ‘in sorduğu soruyu Hz. Fatıma annemize sordu. Annemiz ise hiç düşünmeden şöyle cevap verdi:

-Bir kadın için en hayırlı özellik zaruret dışında erkeklere görünmemesi ve erkeklerinde onu görmemesidir.

Fatıma annemizin bir ismi de Betül idi..

İffet ve namusu muhafazada hassas davranmak, el değmemiş, göz değmemiş olmaktı Betül olmak…

Hz. Ali (ra) cevabı alınca hemen Efendimiz (sav) ‘e koşup cevabı söylemişti. Efendimiz (sav) yine tebessüm etmiş ve ‘bu cevap Fatıma’nın cevabıdır. O benden bir parçadır’ buyurmuştu.”

Evet Fatıma annemiz Resulallah’tan (sav) bir parçaydı.. Can parçasıydı.. O hanımların en hayırlısı, ümmetin kızlarına üsve-i haseneydi.. O Fatıma-tüz Zehra’ül Betül idi (ra) … Her meselede bizlere model ışık olmuştu. Evlat oluşumuzda, eş, anne, dava hanımı oluşumuzda yolu o gösterdi bizlere. Hele evlerin inşasında mobilya dergileri değil de Fatıma annemizin saadet evinin tablosuna baksaydık heba olmazdı bir nesil. Çok geç kalmış sayılmayız herhalde. Şimdi kalkıp onu bunu değil, Fatıma annemizi evlerimizin iç mimarı yapar,  yüreklerimizi de yine annemizin usulünce temizlersek o saadet evinin bir kopyasını belki bizlerde inşa edebiliriz.

Yeter ki gözümüzü tek diktiğimiz asr-ı saadet olsun

Yeter ki tek öğüt aldığımız Fatıma annemiz ve diğer hanım sahabelerimiz olsun

Yeter ki üsve-i hasenemiz Resulallah (sav) olsun.

Allah yolumuzu yollarından kalbimizi onlardan ayırmasın..

NOT: Fatıma (ra) annemiz için daha detaylı bilgi almak istiyorsanız Muhammed Emin YILDIRIM hocamızın “Sahabe İklimi” Kitabı Cilt/2 bakabilirsiniz. 4 ciltten oluşan bu kitabı baştan sona okumanızı da tavsiye ederek selamet dilerim.

Ebrar Esma Author
×
Ebrar Esma Author
Latest Posts