NELER YAZDIK?

Yol Tutturduğun Davan Ne?

Paylaşmak İsterseniz.

Günlük hayatta mütemadiyen sarf ettiğimiz kelimelerden, okuyup geçtiğimiz cümlelerden, sloganlaştırıp dilimizden düşürmediğimiz kalıp sözlerden kaçını hissederek, düşünerek, anlayarak zikrediyoruz? Biz ağzımızdan çıkanın hakkını verseydik manasından ayrılmadan lafzolunan hangi söz sarf olurdu, çoğal(t)mak yerine? Üstad’ın Gençliğe Hitabesini okudukça gençliğimizden utanıp “dilime pelesenk ettiğim davanın neresindeyim?” demiyorsak; Akif’in, Ati’yi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak şiirini okudukça yolcusu olduğumuz yolda kendimizi Asım’ın nesline yaraşacak şekilde tashih etmiyorsak; hangi inançta ve fikirde olursa olsun inandığı uğruna mücadeleye adanmış hayatlar yaprak kımıldatmıyorsa hayatımızda; hala gündelik telaşlar ve kaygılar arasında sıkıştırıyorsak ruhumuzu… Öncelikli sorgulamaya yine içerden başlamalı: “Kurtulmaya azmin neye bilmem süreksiz? Kendin mi yoksa ümidin mi yüreksiz?” Kalemine aşina olsan da, aşina olduğun kalemin ne anlatmak istediğini tam manasıyla bilemiyorsun. Tıpkı, karşına oturtup derdini dinlediğini ne kadar tanısan, yaşamını-yaşantısını-yaşadıklarını ne kadar bilsen ve hatta aynı şeyleri yaşamış olsan dahi aynı hissedemeyeceğin gibi. Hal böyleyken, şair burada ne anlatmak istemiştir ile haddimi aşmaktan ziyade, beni nerden vurmuştur, omuzlarımdaki bâtın ağırlığı nasıl görünür kılmıştır…buna mesai harcıyorum.

“Kendin mi yoksa ümidin mi yüreksiz?” İnsan ümitle baktığı yolda mı var gücüyle çalışır yoksa çalışmasının karşılığında mı ümitlenir? Yahut ümit meselesi, her işin mahiyetine münhasır değişkenlik mi gösterir? Bir işte/konuda çalışmakla artan ümidin, bir beklentiyi beraberinde getirdiğini ve bu beklenti nihayete ermediğinde ümidin zedelendiğini tecrübe etmişliğim vardır. Aynı zamanda ümitli olduğum bir işe büyük emekler verip netice alamadığımda yılmışlığım da vardır. Peki azminden emin olanın her başarısızlıkta düşüşü nedendir? Sanıyorum ki, sebeplerin hakikat perdesinden uzaklaşamayacağına inanan insan, düşüşünü de mütemadiyen arayış içinde olduğunun bilinciyle yorumlamalıdır. Her arayan bulamayabilir ancak bulanlar arayanlardandır demiş, İmam Rabbani. Azminden emin olan birini başarısızlığın düşürmesi ancak aradığını bulamamasından ve dahi aradığı yer ile bulmak istediğinin mesafesinden kaynaklanıyor olmalı. Öyleyse zaferle değil seferle mükellef olduğunu düstur edinmiş bir müminin ümidini diri tutan -varoluşunun manası- Hak davadan başka nedir? Muhakkak ki, ümidin taçlanacağı yegane gaye davanın şahlanmasına karınca misali su taşımak; meşguliyetin her ne olursa olsun, her işte davanı önceleyip her işle davandan sebep iştigal olmak; sana bahşedilen nefesi davan uğruna yaşayarak sonlandırmak… Esas olan, “dava” dediğimiz, dertlendikçe derdimize şükrettirecek kutsal emaneti, kavramı sıradanlaştırmadan -sarf etmeden- yaşayarak zikretmek; suyu bulandırmadan, derdimizi azaltmadan, kutsiyeti temsili bırakmadan ve kutlu davaya laf getirmeden bir nefer olabilmek. Bilmeliyiz ki, biz bu davayı değil bu dava bizi kurtaracak! Ümmet O’nu değil O ümmeti kurtaracak! Hak dava anlayışı budur. Sen davayı ayakta tuttuğunu sanırsın, davadır sen düştükçe seni ayağa kaldıran. Sen davaya nefes olduğunu sanırsın, davadır esas sana nefsinle mücadelede bir nefes olan. Sen davayı aydınlığa çıkardın sanırsın, davadır seni içindeki sonsuz boşluktan çekip kurtaran. Sen kibirlenirsin, davan hatırlatır alemdeki yerini. Ölçüdür, ölçündür dava. Velhasıl mecburuz biz bu davaya memur olmaya! Şüphesiz ki, bu dava yüreksiz değil ve sen olsan da olmasan da Allah nurunu muhakkak tamamlayacaktır. Mühim olan senin baş koyduğun, sahiplendiğin “dava” hak mıdır? Hem ümidini önüne alıp yola revan olacak kadar beklentisiz kalabileceğin, hem tüm batıllardan sıyrılıp yüreğini koymaya değecek kadar kıymetli hem de tüm yüreğinle layık olmaya çalışacağın kadar kusursuz dava. Aradığın Hakk ise, Hakk’ı gördükçe ümidini diriltmeye sebeptir cihanda bir çiçek…

İstikametimizin Hakk üzere olması, ellerimizin hak dava için semaya açılması duasıyla…

Gayret ve tevekkülün ayrılmaz bütünlüğüne inanan bir Hukukçu.
×
Gayret ve tevekkülün ayrılmaz bütünlüğüne inanan bir Hukukçu.
Latest Posts